20140310

En son hoşçakal

Up uzun bir sıra, kapalı bir hava, cumhuraiyer, bir gün, sözcü okuyucuları tam karşımda, inatla yerimden kalkmıyorum.
İstanbula dönmeme inat kalkmıyorum.
En son bineceğim o uçağa.
En son!
Hayata inat, izmire inat...
Hoşçakaln izmir,
hoşçakal izmirliler,
hoşçakal sevdiğim insanların şehri, sevdiğim insanlar...

20140307

Uyku

Karman çorman şeyler yaşıyorum.
Buradan anlatamayacağım şeyler, garip, anlam veremediğim, üzücü, bazen güzel.
Yazacak o kadar şey varken, yazmıyorum.
Bilgisayarımın başında, hala ayrılamadığım yerde, üst katta pamuk prenses uyurken, sadece oturuyorum.
Unutmak istediklerimi unutmaya çalışarak uyuyacağım hemen.
Bacaklarımın arasına yatacak pıtla, kolumda yatacak min, üstümde yatacak fındık ve yanağımın yanında yatacak ada ile derin uykularla uzaklaşacağım gerçeklerden.
Ve evet kafam çok karışık!

Ölümün Yazısı


Annemin evinde ölecek bir canlı, gözlerimin içine bakıp beni kurtar diyor, kurtulamayacağını bile bile.
Patisine dokunduğumda, sanki daha 8 aylığım ölmek istemiyorum der gibi bırakmıyor ellerimi tırnaklarının arasından.
Tek gücü, zayıf tırnaklarını elimin sıcaklığına dokundurmak.
Bense sadece ağladım, hüngür hüngür, ölme be pamuk prenses derken gözlerimin içine bakıyor, bir an bile o kısık ve zor açtığı gözlerini gözlerimden ayırmıyordu.
Hastalığı ölümcülmüş, hastalığından kurtulan kedi yokmuş.
Çok can yakıyor.
Vücudaki kan akışı yoğun kanından dolayı damarlarından geçemiyor, buz gibi teni, traş edilmiş su toplamış göbeği, 1 haftada erimiş bitmiş çırpı bacakları ile bana bakıyor.
Evdeki diğer kedilerimiz asla yanına yaklaşmıyor, asla dokunmuyor.
Diğerleri oyun oynarken yine kısık gözleri ile onları izliyor.
Veterinerde canı çılgın gibi yanarken, pusetinde kusmak üzereyken, halsizlikten yürümezken bir kere bile sesini çıkarmayan bu canlı en geç 10 gün içerisinde bu evde bu evrende olmayacak.
İnanamıyorum ölecek bir canlıya bakmaya.
İnanamıyorum bu kadar güzel bir yavruya dokunurken gözlerindeki acıyı görmeye.
Hayat garip, nasıl öleceğiz, neler yaşayacağız, neler yaşıyoruz, hepsi çok garip, hepsi çok farklı...
Herkes kendi dünyasının yıldızıyken, dünya dönüyor, bazen de bitiyor.
Yaşarken yaşamı, ölürken yaşayamamayı anlayamıyoruz.
Pamuk prenses şu an çok hasta ve ölmemesi için yapabileceğimiz hiç bir şey yok.
Çaresizliğin kahroluşu bu olsa gerek.
Ve bazen diyorum ki, ölmek mi daha acı, ölümü bekleyeni izlemek mi!

20140305

İzmir!

İzmir!
O kadar iyi geldi ki çok yandan.
Bazı durumlardan da kötü.
4 Ay olmuştu gelmeyeli, görmeyeli, koklamayalı.
Herşeyini özlemişim, cumadan beri nerdeyse her gece içtim, her gece gezdim.
Yürürken bile sokağında kendimi özel hissediyorum...
Tabi ki bu İzmirde yaşamaya bir gün başlamamla kaybolacak bir durum olacak.
Uzun süre yaşayamadığım ama uzaktayken bir dostumu, ailemi özler gibi özlediğim şehir İzmir.

Geldiğimden beri işlerimi salladım, bir larrççım ki sorma, içim içimi çok abartılı yemese de, haftaya tümünün acısının çıkacağını biliyorum.
O yüzden kafam rahat. Gerçi acı falan yok, hala çalışmak en büyük keyfim işte...
Belki de bağlanmadığım için, bağlanmaya izin vermediğim için seviyorum bu kadar işimi.
Bağlanmak istiyorum aslında ama o adam daha hiç karşıma çıkmadı ya da daha zamanı gelmedi.

Gelen geçenler, alternatifler, eski sevgililer, çoook olsa da gerçeği bulmak hep zor oldu ve olacak.
Peki ya gerçek ne?
Daha 5 günüm var İzmir'de, en azından bu gerçeğin gerçekliğini biliyorum ve yaşıyorum!

20140203

İlişkinin Tüm Süreçleri Buyrun Beyler Bayanlar

İlişki süreçleri aslında ne kadar da aynıdır!
İlk adım, ilk aşktır. 
1. Aşama: Çok basit sebeplerden aşık olursun; gülüşü, yürüyüşü, kokusu, eli, memeleri... Binlerce saçma sapan şey sayılabilir. Hepsi geçmişten gelen dürtülerle olur. Belki bebekken çok sevdiğiniz birinin kokusu ile gen uyumu vardır, belki de yolda giderken bebek beşiğinde seni seven kadının ellerine benziyordur. Hepsi bilinçaltıdır.
Belki de aynı filmleri izlemenizin bağlantısını kurarsın yada aynı müzikleri sevmendir.
Ulan hayallerimin adamı/kadını bu lan dersin. 2-3 özelliğini çok sevdin yaa, herşeyini seversin sandın, her açıdan mükemmel sandın.
Her zaman aslında o hayallerindeki şeyin o olmadığının sinyallerini verir sana. Görmek istemezsin.
2. Aşama: Halk arasında canım cicim ayının bitme sürecidir.
Kavgalar başlar. Sana bin tane sinyal veren adamın/kadının, aslında hayallerinin beyaz atlı prensi/prensesi olmadığını anlamaya başlarsın.
Bu süreçte sabır vardır. Sabır ile herşey eskisi gibi olacak triplerine girersin. Bir türlü olmaz.
Baskın olan, daha doğrusu kaçan taraf, kovalayanı süründürmeye başlar. 
Kurtulmak istersin ama cesaret edemezsin. Yaa hata yapmışsan, ya herşey tekrardan süper olacaksa diye düşünmekten kendini yersin ama her gün ondan da ince ince nefret edersin.
İlk gün ki naziklikten eser yoktur şimdi. 
3. Aşama: Bir taraf mutlaka aldatır. 
Bu aldatış bazen, birine yan gözle bakmakla, bazen de aynı yatakla biter.
Nedeni ise, eskiden onu tatmin eden kadının/erkeğin artık tatmin etmemesi ve bu sabır sürecinde egonun yerle bir olması, bu egoyu tekrar kazanma hissi...
Sonuç olarak biri ya yakalanır, ya gerçekten başkasına aşık olur ve terk eder.
Diğer alternatif hiç yakalanmamaktır. O zaman bir gün büyük bir kavga ile bitiş olur.
Bu arada o bitişler o kadar çok olur ki bu süreçte. Bir gün sonlanır elbet ama o sona kadar insan kanser olur.

Bittikten sonra, hep karşı tarafı suçlayan sen, yavaş yavaş onu kaybettiğini anladıkça, aslında bende burda şöyle yapmıştım'lara girersin. O süreçteki üzülmen tamamen senin güçlülüğün ve de dış etkenlerle ilgilidir.
İlk dış etken; dayanamayan taraf sen değil, o ise her gün gücün artar ve onu istememeye başlarsın. 
2. Dış etken: Biri gelir aniden. Eğer güçsüzsen, baştaki süreçler başlar. Yine bir özelliğini seversin. Şimdi baştaki sürece bir de eski sevgilinle olan kıyaslamalar eklenir.
Eğer eski sevgilinden kötü özelliklere sahipse, sıçtın demektir. Güçlü değilsen, kafanda allahım ne kadar sevmediğim tarafı olsa da bir daha onun gibisini bulamaycağım düşüncesi oluşur ve dönüverebilirsin eskiye.
Diğer alternatifse eski sevgilinden iyiyse, o zaman da sıçtın. Aynı süreçler başlayacaktır. Yine beyaz atlı prensin sanacaksındır. Ama olmadığını görmen kısa sürerse, bu süreçte de eski sevgilin yeni bir sevgili bulamayıp seni arıyorsa, eskiye dönme şansın vardır. Bu sadece senin gücüne bağlıdır, hayatındaki sayfaları kapatma gücünle ilintilidir.

Yaşım 27 oldu her daim aynı süreçleri yaşadım. Bitmiyor amına kodumunun.
İlk defa itiraf edeceğim bir şey olmuştu.
Eski sevgilimi bende bir kere aldatmıştım. Aldattığım için çok büyük vicdan azabı çektim, çok çok üzüldüm ama aldattım.
Yatmadım, sevişmedim, öpüşmedim.
O dönemde eski sevgilim inanılmaz baskı yapıyordu. Annemin yanında tatildeydim. Dışarı çıkmama, gece takılmama, nefes almama, her bokuma...
Artık bokunu çıkarmıştım telefonlarını açmıyordum gün içindeki bazı süreçlerde. 
Her gece gittiğimiz barda, dünyanın en şeker çocuğu vardı. O kadar eğleniyorduk ki, bir gece tekneyle bir sürü kişi denize açılıp, onla kıyafetlerimizle denize atladık. Elimizde yanlış hatırlamıyorsam bira vardı. Kimsenin giremediği bir iskeleye kadar yüzdük, biramızı açtık ve içtik.
Çok mutlu olmuştur. Tabi ki erkek arkadaşımın telefonlarını açmıyordum. 
O gece çok o çocuktan çok etkilenmiştim. Beni sabah bırakmışlardı eve. Bu kısmı erkek arkadaşıma söylemiştim ama ayrıntılar konusunda yalan söylüyordum.
Normal şartlar altında bana kimse böyle konularda yalan söyletemez. Hatta normal şartlarda o çocuktan etkileneme şansım bile yoktu, fakat o kadar çaresizdim ki, çare aramaya başlamıştım. Bilerek değildi bu, bilmeden kurtulmak istiyordum. Ben kaçtıkça o kovalıyordu...
Sonra bir gece o çocukla bardan çıktık, herkes nereye kayboldu hatırlamıyorum ama biz bir anda başbaşa kaldık. Sabaha kadar sahilde sohbet ettik, o kadar güzel bir sohbetti ki.
Çok arkadaşçaydı ama ikimizde deli gibi ortak yan arıyorduk. Onun da hoşlandığı herşeyinden belliydi, benimde...
Sonuç olarak, o gece dışında başbaşa bir daha hiç olmadık, o gece de beni eve bırakmasıyla bitti. Ne elimi tuttu, ne de dokundu. Sadece sohbet etmiştik...
Sonrasında çok gece takıldık, bir sürü kişi tabi.
Bir gün çocuk bana çok soğuk davranmaya başladı, aaslında ikimizde kanka ayağı yapıyorduk. Herkes öyle sanıyordu da ama o gece bir anda herkesin anladığı şekilde bana soğuk davranmaya başladı. 
2 Gün sonra da Didim'den gitti, normalde daha çok kalacaktı ama kalmadı. Bodrum'a gidiyorum dedi ve gitti.
Sonra anladım, erkek arkadaşımın olduğunu öğrenmiş.Aramızdaki gizliden gizliye o duyguyu hiç bir zaman itiraf edemesek da, çocukça bir şeyler yaşasak da, bu olanlar onu benden uzaklaştırmış...
Sonrası ise çok vahim, o gittiğinde ben cidden erkek arkadaşımı aldattığımı anlamıştım. O kadar üzülmüştüm ki, nasıl yaparım bunu diye çok ağlamıştım. Haa tabi o hala sapık gibi beni arıyordu. Hala delirtiyordu. Hala telefonlarını da açmıyordum ama dışarı da çıkamadım bir süre. 
Sonrasında erkek arkadaşım beni baskına Didime geldi. Hissetmişti, beni aldattın diyordu, inkar ediyordum.
Ettim de, ayrılalı kaç yıl oldu, tabi ki hala söylemedim ama şunu biliyorum ki, o çocuk ondan iyi değildi. Sadece baskı insana bunları yaptırıyordu.
Diğer çocuksa bana sadece aylar sonra bir kere sadece mesaj attı, Didim'e geliyorum diye. Ben yoktum, erkek arkadaşımın evindeydim mesaj geldiğinde. Umrumda bile olmamıştı mesaj, çünkü erkek arkadaşımla o süreçte aram iyiydi.
Aslında aynı adamlar ama süreç farklı ve direk de hislere yansıyor...
Hala vicdan azabı yaptığım bu konuda, her ne kadar o beni tüm evrenle aldatmış olsa da, üzülmeye devam edeceğim.
Bir daha da asla, ilişkim devam ederken başkasından hoşlanma olasılığım olmadan ayrılacağım. Ki yaptım da...
Biten bir ilişkim var. Tam ilişki denmese de, en özel duygularımı paylaştığım, hiç bir erkeğin yerine geçemeyeceği bir adamla bitti.
O başkasına gitme sürecindeyim şu an. Bir adam gelecek ve ben yine ortak yanlara bakacağım. Bulursam aşık olacağım...
Çok enteresan bir şey oldu. Çok uzun zamandır tanıdığım ve çok nadir görüştüğüm biri, bu hafta bana ilanı aşk etti.
Gerçekten aklımın ucundan geçmeyecek biriydi. 
Öyle bir etti ki, o kadar şaşırdım. İlk tanıştığımız günden beri, benim ne sevdiğim, ne yaptığımı beynine atmış.
Bir kere bile onla cips yememe rağmen, en çok sevdiğim cipsi bile biliyor.
O kadar ilginç şeyler dedi ki, ilk tanıştığımızda benden hoşlanmış ama bir şey diyememiş.
Ben çok sıcak davranıyormuşum ama asla sınırlarıma sokmuyormuşum. Ve benim en sonunda lezbiyen olduğumu sanmış ve umudu kesmiş :)))
Şimdi neden açıldın dedim, ne olursa olsun amına koyyim, lezbiyense de söyler, istemiyorsa da söyler, böyle mal gibi platonik davranmam demiş ve dalmış.
Tabi benim şoku düşünün. Her boka cevap veren ben, hayatımda en son beklediğim kelimeyi duydum o an. 'Senden çok ama çok hoşlanıyorum.'
Resmen kem küm dedim ve kaldım. Yahu insan red edemiyorum, kekeliyorum. Kırılsın istemiyorum kimse, ki hele bu kadar ayaklar önüne alarak gururunu içini dökmüş...
Neyse en son cümlelerimi toparladım ve dedim ki, 'hazır hissetmiyorum ben herhangi bir ilişkiye kendimi, sen çok ama çok tatlı birisin ama ben şu ara yapamam, güvenemem' gibi birşey dedim. 
Beklerim dedi.
Sanırım bana şu an bozuk, fazla red ettim galiba devamında da. Yani aslında bu işin fazlası yok ki, red redtir be abicim. Anla zor duruma düşürme beni.
Neyse sonuç olarak zor bir süreçti. Aslına bakarsan, eski Bgm olsa koşardı hemen. 
Çünkü ihtiyacı vardı, çünkü zor bir süreçten geçiyordu, kurtulmak için buna ihtiyacı vardı...
Ama büyüdüm galiba artık. Yaşım 27 ve kararlarım mantıklı olmalı.
Başlarsa devamı gelecek ve hata yapıp yeni bir 2 yıl yemektense, şu an düşüneyim.
Şu an güçlü olayım, şu an hükmedeyim beynime... Ki 29 olunca vayy amına koyyim demeyeyim.
Neyse sonuç olarak süreçler böyle işliyor...
Tek dileğim, bir gün bu sürecin dışında bir ilişki yaşayabilmek...
Zor biliyorum ama belki diyorum hala...