Bana biri ölünce nereye gittiğimi söyleyebilir mi?
Yaa savaşmak, ya da pes etmek değil mi?
Dün az kalsın pes ediyordum.
Süper bir istifa konuşması ayarlamaya hazırlanmıştım. Sonra en sevdiğim Can'ım geldi iş yerimin olduğu şehire.
Otobüs durağında onun otobüsten inmesini beklerken, suçlu sensin dedim kendi kendime!
Kabul ettim...
Savaşacaktım.
Para için her şeyini satan insan ırkı ile savaşacaktım.
Kızını satıyor, sevgilisini satıyor, evini satıyor, ruhunu satıyor, duygularını satıyor, kişiliğini satıyor!... Hiç biri fahişelik değil, hatta fahişelik bunların yanında; o kadar maddesel ve temiz bir şey ki!
Bilmiyorum belki de ben anlamıyorumdur; hayatımda bir kez, biri ile parası var diye birlikte olmadım, birine bir şey ısmarlatmadım, annem bana rakı masasındaki meze olma kızım dediğinde, anladım...
Dünya mezelerden oluşuyor.
Mezeyi kendin, ellerinle yaparsan güzeldir halbuki. Ama bilmiyorum hangi farklı dünyalardan bakıyoruz ki, ben meze yapmayı severken; insanlar insanların mezesi olmak için, her şeyini satıyor...
Bana huzur evine gidiyorum diye; yine mi o moruğun yanına gideceksin diyen, insanlar varken bu dünyada, savaşmaya mecburum işte:)
1 yorum:
Çok güzel, içten yazmıssınızz...
gorgeousofmyworld.blogspot.com
Yorum Gönder