Klasik müzik!
Sözsüz, duyguların ifade edilebildiği dilsiz bir araç.
Nereden nereye sürüklüyor, bazısı için çok anlamsız, bazısı içinse içindeki duyguları hareketlendiren garip bir arzu.
Kırmızı ekstram ve bana eşlik ediyor.
Canım bu gece üretmek istiyor, öğrenmek istiyor.
Bu gece tanıştığım 60 yaşındaki adamın altındaki bisiklet ve günde minimum 80 km. gidiyor olmasının etkisi var elbette.
Saat 5'e geliyor, günlerdir doğru düzgün uyumuyorum. Geçemeyeceğimi bildiğim bir derse çalışmaktan...
Onu da verirsem, sadece 2. dönem 3 dersim kalacak ama veremeyeceğim.
Vermek genellikle mucize ama ben veremeyeceğimi bile bile tek keyif aldığımm, hiç ilgi alanım olmayan bir konuda günlerdir uykusuzum.
Herşeyi öğrenmeye çalışıyorum. Öğrendikçe büyüleniyorum. Bir çok şeyi tam öğrenme takımtım yüzünden çok zaman kaybediyorum genellikle. Ama bu beni etkileyen şey.
Dün düşündüm de, burada değil de başka bir ülke de, insana değer verilen, tabuların olmadığı bir ülkede doğsaydım, insanların ne istediğinden çok, benim isteklerim ön planda olsaydı.
Sanırım bir üniversitede, ARAŞTIRMA görevlisinin, araştırma kısmını tam olarak yapıyor, hatta bir konu üzerinde uzmanlaşmış, hayatım o iş olmuş, nefes almadan, gezmeden, eğlenmeden, vücudumun her noktası ile kocaman umutlar, hedefler ve keyifle çalışıyor olurdum.
Burada da işimden memnunum açıkçası ama çok toyum. Toyluk dediğin, az deneyim, az bilgi ise, kendimi geliştirmekten hiç korkmuyorum. Sadece bu karışık süreçte, nasıl idame ettireceğimi bilmiyorum.
Ne doğru ne yanlış, bu hatalardan korkuyorum. Kendimi geliştirsem bile, ayağımın takılıp düşme riskinden korkuyorum.
Korkmadan yaşayacağım bir hayat hayal etsem bile, bunun imkansızlığı karşısında her gün şüpheye düşüyorum.
Bir gün herşeyin istediğim gibi olmasa da, büyük pişmanlıklar yaşamayacağım bir ömür diliyorum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder