Her akşam 22.30 da uyuyan, hafifçe horlayan, benim için canını vermeye hazır evrendeki tek insan, tek kadın, şu an tam yanımda o anı yaşatıyor bana.
Yarın akşam yalnız olacağım düşüncesi de tüm ruhumda yankılanıyor yine tam şu an.
Özlem denilen kelimeye saatler kala, uyumak istemiyorum.
Bana içimdeki en büyük boşlukların, en büyük yalnızlıkların, en büyük yaraların en güzel panzehiri.
Böyle bir panzehir, yarın beni bırakıp giderken ben büyük olasılıkla ağlıyor olacağım, belki de girmem gereken sınavıma giderek o an onun stresini yaşayacağım.
Peki sınav sonrası, yalnız kaldığımı düşünmeye başladığım o an ne olacak. Belki de o an ağlayacağım.
Belki de o an hayat amaçlarım devreye girecek, bir sonraki yalnızlığıma kadar yani işten gün.içinde elimi ayağımı çektiğim an başlayacak o yalnızlık kelimesi.
Belki de yorgun olup uyuyacağım.
Yine unutup uyuyacağım.
Betty'ye sarılınca ne olacak, Betty benim en değerli oyuncağım, mavi gözlü zenci bebeğim, çocukluk hayalim.
Peki ya Betty ne yapacak?
O da bilmiyor bende.
Öteleyeceğiz işte yalnızlıklarımızı, ta ki başımıza kötü bir şey gelene dek, ta ki hayat enerjimizi kaybedip, destek istediğimiz ana gelene dek...
Yoruldum bu süreçlerden. Yoruldum sevdiğim bir çocuğunun uzak olmasından, bir çoğunu kaybetmekten...
Bu gece de uyuyacağız o zaman.
Yarına dek işte...
İyi geceler o zaman, sabaha dek.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder