20140307

Ölümün Yazısı


Annemin evinde ölecek bir canlı, gözlerimin içine bakıp beni kurtar diyor, kurtulamayacağını bile bile.
Patisine dokunduğumda, sanki daha 8 aylığım ölmek istemiyorum der gibi bırakmıyor ellerimi tırnaklarının arasından.
Tek gücü, zayıf tırnaklarını elimin sıcaklığına dokundurmak.
Bense sadece ağladım, hüngür hüngür, ölme be pamuk prenses derken gözlerimin içine bakıyor, bir an bile o kısık ve zor açtığı gözlerini gözlerimden ayırmıyordu.
Hastalığı ölümcülmüş, hastalığından kurtulan kedi yokmuş.
Çok can yakıyor.
Vücudaki kan akışı yoğun kanından dolayı damarlarından geçemiyor, buz gibi teni, traş edilmiş su toplamış göbeği, 1 haftada erimiş bitmiş çırpı bacakları ile bana bakıyor.
Evdeki diğer kedilerimiz asla yanına yaklaşmıyor, asla dokunmuyor.
Diğerleri oyun oynarken yine kısık gözleri ile onları izliyor.
Veterinerde canı çılgın gibi yanarken, pusetinde kusmak üzereyken, halsizlikten yürümezken bir kere bile sesini çıkarmayan bu canlı en geç 10 gün içerisinde bu evde bu evrende olmayacak.
İnanamıyorum ölecek bir canlıya bakmaya.
İnanamıyorum bu kadar güzel bir yavruya dokunurken gözlerindeki acıyı görmeye.
Hayat garip, nasıl öleceğiz, neler yaşayacağız, neler yaşıyoruz, hepsi çok garip, hepsi çok farklı...
Herkes kendi dünyasının yıldızıyken, dünya dönüyor, bazen de bitiyor.
Yaşarken yaşamı, ölürken yaşayamamayı anlayamıyoruz.
Pamuk prenses şu an çok hasta ve ölmemesi için yapabileceğimiz hiç bir şey yok.
Çaresizliğin kahroluşu bu olsa gerek.
Ve bazen diyorum ki, ölmek mi daha acı, ölümü bekleyeni izlemek mi!

Hiç yorum yok: