Dün açtım guugıl abiyi, sordum: sabah nasıl uyanırım diye. Neyse araştırmalarım sonucu, rem uykumu algılayan bir mobil application buldum. Benim hem uyku grafiğimi çıkarıyor, hem de uykumun derin olmadığı anları yataktaki titreşimden anlayarak, uyandırmasını istediğim saatte alarmı çaldırarak uyandırıyor. Ben 4.15 sularında yattım. Ondan 7.45-8.45 arası beni uyandırmasını rica ettim. Ve elbette ilk denemesi başarısız oldu, yani daha doğrusu uykumun hafiflediğini hisserek çaldırdığı alarmda başarısız oldu.
2. denemesi ise 8.25 civarıydı ve başardı. Umuyorum böyle devam eder ve bende mutlu mesut az uyuyup daha çok günü yaşamaya devam ederim.
Yarın büyük gün, psikoloğa başlıyorum. Ne diyeceğim, ne yapacağımı kesinlikle bilmiyorum ama güzel olacağını hissetmeye başladım gibi.
Salı akşamı ise, daha büyük bir gün; salı akşamı eski bir arkadaşım ile Yalovaya 2 motor kampa gidiyoruz. Sonunda aldığım efsane 4 mevsim çadırı kullanacağım. Oradan o İstanbul'a, ben Bursa'ya I'a, oradan da İzmir'e, oradan da Kuşadasına geçiyorum. Sonunda da bu sayede tek başıma motorla izmire gitme hayalim gerçekeleşcek. Hem tura çıkacağım çocukta, harika bir doğa adamıdır. Yıllar önce Kabak'ta tanışıp, beraber oradaki kampinglerde bulaşık yıkayarak; karın tokluğu ve kalma yerine çalışmıştık.
Haa bir de ondan önce pazar günü bizim klasik kadro ile motor turuna çıkıyoruz. Bikinimi de alıp, denize gireceğim.
Bunun dışında özel bir sistemle İngilizce pratik derslerine başladık. Ofise bir abla geliyor, konuşuyor, konuşuyoruz sonra gidiyor :D
Neyse herşey süper gidiyor aslında. Gerçi babamla büyük bozuşmamız ve geçen gece 4 de evi terk etmem dışında.
Ya aslında o olaya da üzülmüyorum. İlk defa artistik yapıp ev mev değiştirmeye kalkmadım. Bu adam bir kalp hastası gibi, psikolojik sorunları var ve ben onun yanında olmalıyım kafasında olunca, şu ara trip atmaya devam ediyorum ama özellikle yarın psikolog sonrası, ne konuşacağıma karar veripi karşıma çekip 'adam akıllı anlatacağım derdimi. Sanırım babamı normalleştirdim.
Yani daha doğrusu, babamın bu tarzını ve sorunlarını benimsedim ve hayatımın kalitesini bozmasına izin vermeden, aynı zamanda terk etmeden devam edebiliyorum.
Bu akşam spor sonrası bir arkadaşımı gördüm, beraber çay içtik ve muhabbet ettik. Bana bu arada çok ilginç bir şey sordu: 'sokağın en renkli kızı, sen neden sahalardan ayrıldın bakayım' dedi. Anlattım ona, 'abi üretmiyoruz, her gece içip, sbaah işe gidiyorum, her gün aynı, her gece aynı. Üretmek istiyorum, kendimle olmak istiyorum, ondan' dedim. Hak verdi, hem de çok hak verdi ama o bırakamzdı, çünkü tutanacak dalları olmadı hiç bir zaman. Alkole tutundu, uyuşturucuya tutundu. Sadece hak vermekle kalacağı ömrüyle kalakaldı. Sonra dedi ki.'sokak seni konuşuyor, neden olmadığını, artık ben biliyorum ve artık senin için çok mutlyuum' dedi. Aslında hepsinden daha umut vericiydim. İşim vardı, para kazanıyor, sorumluluklarımı biliyor, onlara nazaran kendimle çok daha fazla vakit geçiriyor, uyuşturucu kullanmıyor, hep enerjik, hep koşturur durumdaydım ama işte işin garip yanı bunlara rağmen, istemedim bu dünyayı.
Çünkü kaçtığımı gördüm. Onlarsa belki çoğu hiç bir zaman göremeyecek kaçtıklarını. Çünkü ne için kaçtıklarını, hatta nedne kaçtıklarını bile bilmiyorlar.
Ben artık kaçmıyorum. Kendime, ruhuma, bedenime zaman ayırıyorum. Haa arada yine içmeye gidiyorum ama kısa kalıyorum ve çok az içiyorum.
Spor geçen gün, inanılmaz istikrarlısın biliyorsun deme dedi. Çok zayıfladım ve artık biliyorum ki, beynimi geliştirdiğim kadar, bedenimi geliştirmezsem yine kalıyor bir yerlerde. Çünkü hepsi bir bütün bence.
Neyse hayat güzel gidiyor. Hayatımın en iyi giden sürecinde ise psikoloğa başlamam daha da güzel.
Not: bu arada kendimi psikoloğa gitmeye hazırlıyorum. Sanırım fazla tedirgindim, ama bayağı atlattım gibi. Ne istiyorsam o kadarını anlatacağım ve güzel gelecek.
Lan Kamil kesin sen buraya kadar okursun, dün Rakıya gelmedim, çünkü hem istemedim, hem de işim çoktu. Haber de vermedim, iyi ettim deme. Yarın arayacağım seni bilader.
1-2 hikayem var sana.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder