20150908

SAVAŞ

Haftasonu tek başıma bir campingteydim. Özgürlüğümü yeniden hissettim. 
Dün sabaha kadar yıldızları izledim, güneşin doğuşu ile kaybolan yıldızları izledim. Gün doğumunun ve batımının, bir insan hayatının sonunu başını gösteren güzel bir simulasyon olduğuna karar verdim.
Mücadele ediyorum bugün. 
Öncelikle mücadeleye, yarın en yakın arkadaşımın bana yaptığı ve bilmediğim hareketin hesabını sorarak, ardından da vereceği cevabın mantığı üzerine, tüm ilişkimi kesip kesmeme kararımı ona açıklayacağım.
Annem ile görüşmediğim 3. gün oldu. Bir yanım özgürken, diğer yanım tamamen ona odaklı ve onu düşünüyor. Ama daha zamana ihtiyacım var. Büyük olasılıkla gelecek haftalarda atlayıp gideceğim kapısına. 
Büyükbabam daha iyi ama bana ihtiyacı var ve kendimi o süreçte annemde olduğu gibi tutmaya devam ediyorum. Ben toparlarken, kimseye faydam olmayacağını ve hayatımı İzmir endeksli yaşama lüksümün olmadığını biliyorum. O yüzden duruyorum.
Bugün bir iş aldım, su süreçte olabilecek en mükemmel haberdi. Hemde fena olmayan paralarda. Bunun da günün acısı ve tatlı yanındaki, tatlı kısmıydı.

Sevgilimin dün google plustan beni takip edip, yalan söylediğimi düşünmesi üzerine, girdiğimiz büyük kavga ve kaosun sonucu olarak, onun bin bir türlü pişmanlığını affedip affetmeyeceğime karar verme sürecindeyim. Bir mail atmış, çok güzel bir mail, kafa karıştırıcı, üzücü, affettirici ama bunlara kanmayacağım artık. Yada kanmak istemiyorum. Öyle güzel yazmış ki, kısa, net. Annesinden sonra hayatındaki en önemli insan diye bahseiyor, belki de buna kanacağım.
Bilmiyorum işte. Hepsi yazdı böyle şeyler, hepsi pişman oldu, hep affeden oldum. Affedip, sikilen, haa zamanı gelince de bolca siken. Ayıp değil mi insanların bu sikilen, siken muameleleri. Halbuki yaşasak mutluca, keyiflice. Olmuyor, ruhumuzda savaş var, mücadele var. 

"Bgm, seni ve yaşadıklarımızı düşünmeden bir saniyem geçmiyor zaten... benim tek sorunum kaybetmeye alışmış, alıştırılmış olmam. Bir şey çok güzel ve anlamlıysa bir sorun arıyorum içinde. Güzel şeyler yaşamaya alışık değilim çünkü, mutlu olmaya alışık değilim. Sende hiç görmediklerimi gördüm, hiç yaşamadıklarımı yaşadım bu kadar kısa sürede. Ve bu bozulmak zorunda olan bir peri masalı gibi geliyor bana. Yalanları yaşamaya o kadar alıştım ki gerçekler yalan benim için ya da yalanlar gerçek, ayıramıyorum ikisini. Sen o kadar düz ve dürüstsün ki hiç gerçek gelmiyor bana, altında bir şeyler arıyorum. Ama artık benimde mutlu olmayı öğrenmem lazım. İnsanlara güvenmeyi... ne olur beni anlamaya çalış. Ne saçmalıyor bu salak diye düşünebilirsin ama lütfen anlamaya çalış. Düşünmemek, anlamamak, görmemek üzere eğitim almış ancak haddinden fazla düşünen bir adamım. Her şey çok ağır geliyor o yüzden. Doğru mu yanlış mı hiç bilmiyorum ama umurumda da değil. Bildiğim tek şey seni çok sevdiğim ve bunun da ötesi sana ihtiyacım olduğu. Kendimde görmeye cesaret edemediğim şeyleri gösterdin bana, o ajandayi tekrar açma cesareti verdin. Kendimi anlatmaya zorladin beni ve beni gerçekten dinleyen belki de ilk insan oldun. Sana söyleyeceğim tek şey lütfen gitme olur ancak. Bunun ötesini de sen bilirsin AŞKIM. Sana şarkı falan değil ne kadar sevmesen de bir şiir hatta şiircik göndereceğim.


HAYAT
Bu hayat
Bu kadara basit işte.
Bu kadar basit
Yaşa
Ve
Git


Her ne olursa olsun sonsuza kadar unutmayacağım ikinci insan oldun bu kadarcık zamanda. Bravo. "


Hiç yorum yok: