Neyse aradım babamı, taksi param yok, otobüsümü de kaçırdım, beni e5 den alabilir misin dedim, red yemeyeceğime eminim, çünkü zor durumdayım sonuçta. Haa tabi bir sürü seçeneğim de var, mesela en yakın arkadaşlarım dan biri taksimde oturuyor, löp diye giderim ona ya da gruptan birinde de kalabilirim ama eve gidip 15 gündür uğramadığım evime gitmek istiyorum. Neyse babamın cevabı tam olarak şu oldu, 'arabanın vizesi bitti,, hem de park yerinden çıkarırsam park yeri de bulamam, (sitenin hemen yanına park ederse, 1 dakika fazladan yürür, ondan park yerini kaçırmak istemiyor), motorla da alamam çok yağmur var (özellikle yağmurda motorla gider her yere, çünkü trafik çok olur ve de yağmur için özel motor kıyafetleri de var)' Bu cevap karşısında ben şok tabi:) Başka bir çözüm yolu sunabilir misin bana dedim, cevabı da, hayır kusura bakma dedi:) Ben de iyi bi arkadaş bulurum kalmak için dedim, sen bilirsin başka bişey yoksa kapatıyorum dedi ve kapattı. Neyse ben hasiktir diye kaldım, gözlerim dolu dolu, sik gibi ortadayım. Sonra saate baktım, 11 buçuk olmuş, Kadıköyden bir otobüs daha var, evimin yakınından geç,yor, iyisi mi depar atıp, kadıköy taksim otobüsüne binip, ordan 12 arabasına yetişeyim. Ama işte şansızlıktır ki, yağmur bastırdı mı, kelimenin tam anlamı ile donuma kadar ıslandım, gözyaşlarımla yağmur suyu da karışınca, rimel ve eyeliner ımda aktı mı:) Tam bitik vaziyetteyim, neyse galatasaraydan 110 a kadar gittim, millet şemsiye satmaya çalışıyor, ulan 10 lira ona da para veremem, tüm param 15 lira zaten. Neyse ucu ucuna yetiştim 110a, akbilimde bitmiş, 4 tl de herifin birine akbil bastırdım, hay sikeyim modundan oturdum koltuğa, koltuk ıslanıyor, saçlarımdan ve pantolonumdan sular damlıyor, yüzüm zaten sırılsıklam, açtım müziğimi, zır zır ağlıyorum çaktırmadan, neyse beşiktaşa bi geldik, ulan haftaiçi gece 11 de trafik mi olur ve taa aşağıdan başlıyor, yağmur var diye her yer kilit. Neyse baktım ki, 12 otobüsüne yetişmem için, uçmam lazım. Dedim sikeyim hayatımı da şansımı, yaptığım tek şey küfür etmek, aradım o evinde kalacağım ama partiye gelmeyen çocuğu, ben geliyorum dedim, tamam yavrum dedi sağolsun, süper bir insandır, neyse kapattım telefonu, derken bir baktım telefonum çalıyor, babam arıyor, hah dedim göt oğlu göt düşündü, saçmaladığının farkına vardı alacak beni, meğer gelip gelmeyeceğime göre kapının arkasından anahtarı alıp almamak için aramış, gelmiyorum dedim, nerede kalacaksın dedi, c.da dedim. İ yi hadi iyi geceler dedi ve kapattı, ee tabi ben yine zır zır ağlamaya devam ettim. İndim kadıköyde, kimse yok sokaklarda, rüzgar estikçe, götüm daha da donuyor, titremekten gebercem, o an hakikaten gökyüzüne bakıp 'vay amına koyyim, şu an biri bana tecavüz etse, başıma bi bok gelse resmen, (annem dışında, ki o da benden çoookk uzaklarda) aile fertlerim günler sonra öğrenecek. O an gözyaşlarım durdu, tek seçenek güçlü kalabilmemdi, çünkü ben evi olan bir kedi değil, evsiz olan bir kedi olduğumdan, diğer kedilerden veya dış etmenlerden korunmam gerekiyordu. Elbet bir gün bugünler de bitecek ve ben de çok güçlü olacak, sonra çıkıp karşısına, avazım çıktığı kadar orospu çocuğusun sen diyebilecektim ama şimdi ne isyanın, ne nefretin, ne de üzgünlüğün sırasıydı.Cebimde kalan son 11 tl ile taksiye binerek, c.a geldim 9 buçuk tl de taksiye verdim. C.a girdiğimde, resmen ev bulmuş sokak kedisi modundan, öyle sevinçliydim ki, neyse oturduk biraz muhabetten sonra, yattım uyudum. Sabah da 3 saatlik uyku ile 6 da kalkıp işe gittim. Sabah gayet güçlüydüm, mutlu ve umutlu. Çünkü bu olaylar, belki de bana verilen farklı nimetlerdi, çünkü ben bu şekilde ben oldum, o yüzden girdiğim her işte başarılı ve sıkı sıkı tutunabildim, çünkü başka dalım olmadı.
Neyse o 2 günlük işin ardından ilk kez cuma günü eve gittim ve baktım evde, selam bile vermeden odama geçtim. 2 Saat kadar dinlendim, sonra 10 gibi bi arkadaşım aradı, hadi kalk gel kadıköye dedi, ben de onu bekliyormuş gibi, fırladım evden, çıkarken, ben çıkıyorum dedim, nereye dedi, arkadaşlarıma dedim, tam çıkıyorum, gelecekmisin dedi, bu saatte çıktığıma göre, son otobüsüm var mı dedim, yok dedi, ee o zaman gelme ihtimalim var mı dedim, yook, o zaman söyle dedi, bak söyledim dedim ve çarpıp kapıyı çıktım.
Sonuç olarak aramızda geçen bu kısa dialog ile muhtelen gözlerimde ona karşı nefreti görmüştür. Aslında olayı yaşamamın sıcağı sıcağına ondan hep nefret ettim ama sakinken nefret duygum bile kalmadı. Elbet bunların bedelini gün gelince ödeyecek ama ona buradan, bana kimseyi güvenmem gerektiğini, çok küçük yaşlarda yaşayarak öğrettiği ve hayatın en büyük gerçeğine hazırladığı, aynı zaman da düştüğümde her seferinde ya tepkisiz kaldığı, ya da bir tekmede o da attığı için, teşekkür ediyorum. Geçenlerde bir arkadaşım, bgm çok çaresiz hissediyorum, iş bulamıyorum, mutsuzum, yalnızım dedi, girdiği işlerden çıkarılan veya çıkarılmazsa kendisi çıkardı, çünkü bir çok insan gibi, o da ona sunulacakların mükemmel olmasını isterdi, çünkü ailesinden bu şımartılmaya alışmıştı, bana sunulan hiç bir şey olmadığından, işte türk kahvesi yapmakta, koli taşımakta koymuyor, çünkü seviyorum, çünkü benim yerime bu zamana kadar çantamı bile taşımadı. Sonuç olarak, ondan farkımda, mücale ruhumun gelişmişliği oldu. Onun bunu fark edememesi ve çözüm yolunu antidepresanlarda araması öyle acı ki ve bu saatten sonra da yapabileceği hiç bir şey yok, çünkü o ağzına verilen lokmalara alışmış, lokma olmadığı sürece de üzülecek ama hayatın içinde, o lokmalar sadece aslanın ağzınında...
Biliyorum gün gelecek, ömrümün tümünü geçirdiğim o aslanın ağzından bir gün çıkacağım ama o gün bugun değil ve öyle bile olsa, çok ama çok mutluyum, çünkü çok sevdiğim bir işim, çok sevdiğim insanların olduğu bir hayatım var... En güzeli de ömrümün sonuna kadar yetecek kadar, mücadele ruhum...
7 yorum:
BU RUHA SAHİP OLMAKTA KÜÇÜMSENMEYECEK BİR ŞEY..:)) kutluyorum yaşama bu yönüyle bakman da seni realist kılıyor..:))
Teşekkürler crazywomanrosemary:) Pes etmekle, mücadele arasındaki çizgi, bana kalırsa çok yakın ve bu sebeple yukarIdakinden dozunu kaçırmamasını rica ediyorum:)
Ben senin bu yorumunda daha da sevilesi takdir edilesi,sevimli bir yan görüyorum..
Baksana ne diyeceğim bir an için babanın hiç olmadığında yaşamında nelerin değişebileceğini bir hayal et...sadece bir iç dünya analizini kendince yap bakalım...Onun bu kadar rahat ve geniş olmasında nelerin etkisi olabilir...Acaba o büyütülürken sorumluluk bilinci alarak mı yetişti...bunları sadece kendince sorgula..burada sorularıma yanıt vermek zorunda hissetmeden görebildiklerin neler bakalım..:))
Sevgiyle kal canım..:))
Aslında babamın bu şekilde olması bir çok insana göre, erkektir normal olsa da bana göre öyle değil, çünkü ben babamla çocukluğumda bile uzun yıllar yaşadım, saçlarımı her gün taradı, donlarıma kadar yıllarca elinde yıkadı, önlüğümü ütüledi...vs. Çok feci çapkın bir adam olmasına rağmen, eve bir kere bile bir kadın sokmadı, ne temizlik için, ne de götürmek için:) Aşırı hatta bu zamana kadar gördüğüm en sorumluluk sahibi babaydı, şu an bu şekilde olmasına sebep, yıllar içinde yaşadığımız büyük kavgalar ve onun istediği adam olmazsan, gözünü kırpmadan siler. İşte tam o noktadayız.
Hee mutsuz muyum, eskiden olsa ölüp biterdim ama şimdi umurumda bile değil, hee tabi ki arada zır zır ağlıyorum ama seninde dediğin gibi, o bu şekilde olmasaydı, eminim ki bu kadar zorluklara göğüs gerebilecek yüreğim olmayacaktı.
Üzüldüğüm tek şey ise, bir gün benden özür dilediğinde, onu affetme limitimi çoktan doldurmuş olması.
Neyse sağol yazdığın için, beni de düşündürdün, iyi hissettirdin:)
Hep beraber Bol sevgiler:)
AİLEDE HEP ROL MODELLERİMİZ OLUR!Bu kızlar için anne,oğullar için baba modeldir.Anne çocuklarını sosyal ve iletişime yatkın kişiler olarak yetiştirmeye,babalarda ev dışı yaşama çocuklarını hazırlar...Tabii ki bunlar genetik kodlarına işlendiği kadar olur.Bence babanın kaygısı kendisi olmadığında da senin güçlü olman konusunda kararlı olması..
Ama kızlar doğası gereği büyürken hep babalarıyla eşleşir ruhları,oğullarda anneleriyle daha bir yakınlaşır...bir süre sona her birey kendini gerçek anlamda keşfeder bulur...yaşam işte böyle sürüp gider..:))
Özür senin samimi açıklaman karşısında tutamadım kendimi..belki bunların hepsini benden iyi biliyorsundur..:))
Kesinlikle haklısın, babamın benim rol modelimdi hep, hatta herkes bilir, onu annemden bile çok severdim. Fakat babam doğru bir insan olmadı, ne yazık ki olamadı, bunun da altyapısında bir sürü onun suçu olmayan nedeni olsa bile, yine de onun kızına hayatı öğretmek adına, bu ve bunun benzeri bir sürü hareket, sadece kuzunun, yavrusunu kurdun yuvasında oynarken bakmaya benzer.
Ki asıl kızdığım nokta ise, babamın arkadaşlarının yanında, süper ilgili babayı oynaması, gözümün içine baka baka, yaşadıklarımızla ilgili yalanlar söylemesi.
Herkesin bir öğretme stili olabilir, eğer babam insanların yanında yalan söylemeyip, direk tarzını gösterseydi, işte o zaman derdim ki, bu adam böyle ve saygı duymalıyım. Ama yalan söyleyen biri, kendinden hoşnutsuzdur ve o hoşnutsuzsa, bana yaptıklarından dolayı, ben ondan bin kata daha hoşnutsuzum.
İşin özeti, bu mevzular çok karışık ve iyisi mi üzülmektense, herkes yoluna baksın, elbet bir gün kesişecek yollarımız ama ben otoyoldan giderken,o toprak yoldan otoyola girmek istediğinde, üzgünüm'den başka bir şey demeyeceğim ve yoluma da devam edeceğim.
Not: Umarım yanılırım, umarım bu kadar vicdansız kalmam ama onun bu derecede vicdansızlığı, bana da ciddi şekilde geçtiği için, durum biraz sakat:)
BAKALIM YAŞAM SANA VE ONA NELER SUNACAK...BELKİ BU KRİTİĞİMİZ BİR AN OLSUN AKLINA GELİR..öYLE İŞTE..AMA HİÇ BİR DURUMUN SÜRÜP GİTMEDİĞİ YAŞAMIN BİR DEVİNİM OLDUĞU BUNU BİLMEK BİLE YETİYOR BANA..:))
Yorum Gönder