Çok gezdim çok gördüm bu yaz, fethiye, kabak, çunda, ayvalık, özdere, kuşadası, köyceğiz derken, iş güç, aile, motorsiklet, sevgi'sevgili...
Hepsi hepsi yordu, yorulmadan yordu hemde.
Geçen gün, kumsalda arkadaşları ile götünün deliğine bil kum girene kadar debelenen, denizde köpek yürüyüşü ile ünlü olan köpek olmayı, sokakta aptal arkadaşları ile oyun oynayıp, kendi düşse bile ağlayan bir çocuk olmayı istedim.
Sorumluluktan kaçmıyorum, kaçmak istemiyorum da, sadece her gün kafamda sikişen tilkilerden sıkıldım.
Bazen Özgür gibi parmağıma tek taşımı takan bir erkeğe, bu üstün hareketinden dolayı sevinebilmeyi, onunla sonsuza kadar aynı yatağa girmeyeceğimi bilsem bile, sonsuza kadar ayrılmayacakmışız gibi bakabilmeyi, Selin gibi işten çıkıp, her gün çeyiz düzmeye çalışırken, kendimin düzüldüğü hissinde yorgun savaşçıyım ben amaca kalan son 1 ay diyebilmeyi, Gül gibi de, seneye çocuk yapmaya başlıcam. 5 Yıl sonunda istifa edince bir devlet memuru isteği yere tayini çıkıyor, hem doğum izni de 1 sene var daha ne isterim ben diyebilmeyi isterdim.
İster miydim?
Sanırım istemezdim ama hayan istemediklerini yapmak değil mi?
Sadece köpekler ve çocuklar sahipleri izin verdiği müddetçe özgürler ve istediklerini bizden çok daha fazla yapabiliyorlar.Yapabileceğim ve yapmayı istediğim ve de bunun için çabaladığım özellikle de işle ilgili o kadar güzel şey var ki, bunun yanında zorunluluklarla boğuşmak, kafamdaki hadi bgm çabuk kaçırma treni, yırt götünü diyen kısım kafamı çok bozuyor.
Ne kaçıyor amına koyyim, okul mu iş mi koca mı çocuk mu!Kaçan kaçsın, sen zaten elinden geleri yapmak için çabalıyrsun.
Bu stres sadece zamanından çalınan, sana kendi mutluluğunda bir engel koyan zincirden başka şey desem de, yarın sabah yine aynı stresle uyanıyorum ve sürekli kaçırdım sandığım trenin aslında hiç var olmadığını, varsa da trenin kaptanı, şöförü, pilotu benim olduğunu kabullenemiyorum.
Ah şu çocuklar ve köpekler yok mu! Sizi kıskanıyorum götler!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder