Son otobüsüme kalan 1 saat 40 dakika, her saniye daha da yaklaştıkça, karar verme zorunluluğu beni daraltıyor.
Biliyorum konuşmamız gerek, bugün bıraktığım 6 sayfalık mektup üstüne, telefonda geçen 28 dakika yetmedi.
Çook konuşacak şey var ama konuşmak istemiyorum.
Ertelememem gerek biliyorum ama bildiğim başka şey de, kendini haklı çıkaracak işte!
Haklı haksız yok farkında değil ki, o normal değil ve bunu göremeyecek kadar da hasta.
Bugün telefonda bağıra bağıra, sevmiyorsun işte beni dedim, yoksun yanımda olmadın da hiç!
Kocaman bir şehir ve bir tek yanımda olması gereken senken, yoksun işte dedim.
Yok işte! Seviyorum diyemedi, yok öyle bir şey dedi, sen hissedemiyorsan ben ne yapayım dedi.
Bu gece gitmek istemiyorum ama çok sevdiğim ofisimde geçirdiğim gece bana sadece yalnızlığımı her saniye yüzüme vuracak onu da biliyorum!
Kırmızı tuborgumu açtım yine, behind blues eyes çalıyor.
Resmen cumadan beri adam akıllı hiç çalışmadım. İnanamıyorum!
Burada kal diyorum içimden, çalışırsın işte saatlerce hem belki onla konuşmasan da eve git gel, çok saatini alacak, desem de.
Çalışamıyorum ki, neyin bahanesi bu!
Sanırım fazla daraldım ve fazla kötüyüm.
Herşeyden kötüsü, bu ara hiç sorumlu olmak istemiyorum.
Sorumluluk istemiyorum.
Gitmek istemiyorum, kalmak da!
Ne istediğimi bilemez zamandayım, bu zaman beni yiyor!
Yedi!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder