Kız çok sevmişti, ona kol kanat geren, her gün yanında olan bir adam vardı.
Tek bir sıkıntı vardı adam alkolikti. Kızsa bunu göremeyecek kadar kördü...
Fakat çocuğun her geçen gün içkisi artmıştı, her geçen gün sarhoş oldukça daha da saçmalıyor, çevreye ve kendisine zarar veriyordu.
Kız onu engelleyecek kadar güçlü değildi. Bir günse tüm gücünü toplayıp, ya alkol ya ben dedi.
Çocuk ukala bir şekilde okuduğu penguenden kafasını kaldırdı ve güldü. Cevaba bile gerek yoktu.
Kız istikrarlıydı, kafasınakoymuştu ve masadan kalktı.
Evinin yolunu tuttmuşken, 2 senedir boynundan çıkarmadığı sevgilisinin verdiği 3200 yıllık parayı çıkardı ve dikiz aynasına asıp gitti.
Kız evine gitti ve saatlerce ağladı.
Bitmişti, yalnızdı, inanmıştı. Ama kafasında bitmeyen o kadar çok şey vardı ki.
Salonda ağlamaktan gözleri şişmiş kızcağıza, adamdan telefon geldi.
Kapıya çık konuşalım diyordu.
Kız düşündü ki evet onu o da kaybetmek istemiyordu.
Sonunda alkolü bırakıyorum diyecekti. Başka neden gelebilirdi ki!
Kız çok heyecanlıydı, fırladı kapıya.
Önce çocuk kızı arabaya bindirmeye çalıştı. Kız gidemem bir yere üstümde gecelik var dedi.
Biraz ileri geçelim o zaman dedi çocuk.
Kız tamam dedi.
İleriye arabayı çekip, poplarını arabaya dayamışlardı ki.
Çocuk yüzünün ortasında bir tane yapıştırdı.
Kız yere düşmüştü, hayatında ilkti. Hiç böyle birşey yaşamamıştı, şoktaydı.
Kız düşünce, adam kızın karnına tekmeler atmaya başladı.
Nefes almadan atıyordu, nefes almadan nereye vurduğunu bilmeden vuruyordu.
Kız kaçmaya çalıştıkça, izin vermiyorum lan diye bağırıyordu.
Kız hem korkuyordu, hem de bana vurdun diye çığlık atıyordu.
Attıkça daha çok vuran çocuk, daha da zevk alıyordu. Bir yandan da benden nasıl ayrılırsın lan diye bağırıyordu.
Kız gözlerindeki ışığı görüyordu, psikopatça bir adrenalin ve acı vermekten alınan keyfi görüyordu.
5 Dakkanın sonunda, kız yerden kalkamayacak kadar kötüydü.
Çocuk kızı zorla tuttu ve kaldırdı.
Polisi arayıp beni ihbar edeceksin lan diyordu.
Kızın bunu yapmaya niyeti yoktu. Korkuyordu, küçücük bir yerde yaşıyordu. Duyulurdu, annesi orada iş yapıyordu ve rezil olurdu.
Çocuk tüm polisleri tanıyordu, kimse ona asla birşey yapmayacaktı.
Delirmiş vaziyette kızı saçlarından tutup arayacaksın orospu diye bağırıyordu.
Kız polisi arar gibi, annesini aradı, tek istediği annesnin bacağında saatlerce ağlamaktı.
Çok küçüktü, çok yalnızdı ve bir tek annesi vardı.
Annesinipolisle konuşur gibi aradı. Annesi olayı anlayamadı önce, fark ettiği zaman fırlamıştı sokağa.
Ama çocuk arabaya binip kaçmıştı.
Kadının kızı, üstü başı toprak içinde, bacağını sürükleye sürükleye yürümeye çalışıyor.
Kadın gözünden sakındığı kızını o halde gördüğünde bağırıyordu, nolduuu noldu diye.
Kız konuşamaycak kadar yaralı ve kötüydü.
Eve girdiklerinde camları titretene kadar bağıra bağıra ağlıyordu.
Annesi bıcağı aldığı gibi, kim yaptı diye bağırıyordu.
Olayı öğrendiğinde, söyleyecek sözü, yapacak birşeyi kalmamıştı.
Sabah kızın vücudu mor değil, siyahtı. Karnına dokunamıyor, bacakları kolları simsiyahtı.
Çok canı acıyordu, en çok da ben nasıl bu hale düştüm cümlesi onun acısıydı.
O kız bendim, o kız yıllar içinde o kadar büyüdü ve bir daha asla kimsenin onun canını yakmasına izin vermedi.
Üzülmemeyi, kendini savunmayı öğrendi.
Bu harika bir tecrübeydi, bu harika bir güçtü benim için. Yaşanması gereklenler arasındaydı. Kim anlatırsa anlatsın anlayamayacağım, ancak yaşarsam analayabileceğim bir olaydı.
Şimdi ise o kıza, başka biri gibi bakıyorum. Bir akraba, bir dost gibi. Zavallı kızcağız diyorum!
Dün o kıza benzer bir kız gördüm otobüste.
Gözlerindeki çaresizliği gördüm.
Arkadaşlarımla taksime gidiyoruz ve bir çift bindi otobüse.
Biz en arka köşede oturuyoruz. Kızla oğlan yer olmaığı için arka kapının önüne oturdular.
Çocuk çok içmiş onu anlatıyor. Rakı, bira falan.
Geyik yapıyorlar işte. Taksime de eğlenmeye gidiyorlarmış.
Sonra bir anda geyikten çocuk şaka ile ciddi arasında, sen benimle sevgili olduğunu kendi arkadaşlarına neden söylemedin, utandığını söyledin benden geçen de demeye başladı.
Ardından kız, ya kavga çıkarmaya mı çalışıyorsun dedikçe, çocuk ciddileşti. Hakarete dönüşen konuşmalarında, korkaksın lan benden utanıyorsun itiraf et demeye başladı.
Kız önce otobüsten durakta inmaya çalıştı, çocuk zorla oturacaksın lan diye kızı zorla çekti. Kız ne yapacağını bilemiyor. Çaresiz zorla oturtmasına tepki veremedi, oturdu.
Sonra mantıklı açıklama yapmaya çalıştı, utanmak değil, biz kankaydık başından söyle konuştuk ama özel şeylerde hissediyoruz, gibi bir şeyler demeye çalışıyor.
Çocuk hakaretleri arttırıyor ama sakince konuşuyor, bağırmıyor.
Kıza itiraf et lan utanıyorsun deme diyip duruyor. En sonunda kız sesini yükseltip utanıyorum be utanıyorum diyor, çocuk sussun diye.
Çocuk susmuyor. Daha da gaza geliyor, daha da saçmalamaya başlıyor.
Kız tek kelime etmeden, çocuğun tüm hakaretlerine susuyor, sonra yavaş yavaş ağlamaya başladı kız.
Çocuk iğrenç bir üslupla kıza duygu sömürüsü yapma diyor. Kıza 'ne oldu utandın mı benden, kimse seni sikine takmıyor işte, zavallısın sen, korkaksın sen... gibi bir sürü hakaret etmeye çalışırken kız en son dayanamadı ve otobüsün ortasında çocuğun yüzüne bir tane patlattı.
Çocuk bileğinden kızısertçetutup, vurma lan bana dedi. Ayağa kalktı çocuk, iniyoruz, ıssız bir yere gidiyoruz dedi. Kızın tek istediği rezil olduğu otobüsten inip, çocuktan kurtulmak olduğu o kadar belli ki. Kız hadi inelim dedi. Sonra çocuk inmiyoruz lan ben ne istiyorsam onu yapacaksın kaltak dedi. Kız çaresiz bekliyor. Kız müzik dinlemek için kulaklığını çıkardı, dinlemeyeceksin lan diyip kulaklığını elinden aldı kızın. Ver onu babam aldı diyor kız, dinmelmiyeceğim söz veriyorum diyor. Çocuk vermiyor.
Ben ne istiyorsam onu yapacaksın korkak orospu diyor.
Kız nolur inince devam edelim diyor, çocuk hakaretlere devam ediyor.
Otobüs o kadar dolu ki, herkes kıza ve çocuğa bakıyor, kızın çaresizliğini görüyorlar, kız sessiz sessiz ağlayyor ama bir allahın kulu çocuğa lan orospu çocuğu diyip dövmüyor, otobüsten atmıyor.
Köprüden geçince insanşlar durakta inecek diye, yol vermek için dışarı çıkıyorlar.
Tamam dedim, kız şimdi kaçacak, izin vermiyor çocuk, biliyor kızın kaçacağını, koştuğu an tutacak.
Çocuk tüm yol, orospu eski sevgilinin adını sayıklıyorsun, 2 günlük adamı tüm dünyaya sevgilim dedin, bana niye demedin diyip duruyor. Kızın gözlerindeki nefret o kadar benim nefretime benziyordu ki, kaçamıyor, çocuk ruh hastası, ne bırakıyor, ne de susuyor.
Kızın güçsüzlüğünü, kaçarsa saniyede saçından başından tutarak neler yapacağını o kadar iyi biliyor ve kullanıyor ki.
Sonra durağa geldik. Otobüsten indik.
Kızla oğlan gitti.
Biz arkadaşlarımızla buluştuk. Ben bir o kızı, bir de beni düşünüyorum. O kadar benziyoruz ki kızla. Çaresizliklerimiz, zorbalıklar, hakaretler...
Neyse bir mekana geçtik ve oturduk. Ardından 1 buçuk saat sonra ben ve bir arkadaşım daha sigara almaya gittik. Bir de ne göreyim, kız yürüyor yolda, nefes nefese.
Arkadaşıma bir dakka dedim ve kızın yanına gittim.
Otobüste birlikte geldik, sen beni fark edememişsindir. Ne oldu, başın belada gibi gözüküyor dedim.
Kız ağlamaya başladı. Sürekli çevresine bakıyor ve çok panik haldeydi.
Bir sokağa girdik. Oturduk ve anlatmaya başladı. İndiklerinde polise gidecekmiş ama polis en son şansı olacağını düşünmüş.
En mantıklısı çocukla ilk buluştuklarında çocuğun çok tuvaleti geldiğini söylemiş.
İner inmez tuvalete gidelim demiş kız, sonra konuşacağız diyerek kandırmış çocuğu.
Starbucksta ççocuk girdiği gibi, ben sigara içmeye gidiyorum diyerek çıkmış kız.
Sonra 20 dakka koşmuş ve cihangire inmiş. Çocuk kızdan indiğinde sırt çantasını almış. Zorla kız babama telefon açmam lazım, taksime geldim diye haber vermem lazım diye telefonunu almış. Çantasını almaya izin vermediği için, ne cüzdanını ne kartlarını alamamış.
Cebinde 10 tl ve akbili varmış. Bir de zorla aldığı telefonu. Ardından bir arkadaşını aramış, durumu anlatmış. Arkadaşı kadıköye çağırmış. Bu arada çocuk hala sürekli arıyordu.
Kız cihangirden beşiktaşa gidemeyeceği için, tekrar meydana dönmeye karar vermiş, bu arada çocuk başkalarına aratıyormuş kızı. Kızsa açmıyor ama çok mantıklı bir yol düşünmüş. Meydanda veya durakta çocuğun bekleme şansı olacağı için, çocuğun telefonunu açıp, galatasarayın orada buluşalım demiş. Çocuk kızılkayalardayım, buraya gelip konuşacaksın lan diye bağırınca anlmış ki, bu yol olmayacak, çocuk da tam yolunun üstünde. Telefonu kapatıp, başka bir arkadaşını arayacak. O sırada 3 tinerci ara sokakta kimse yokken kıza saldırmaya kalkmışmışlar.
Kızın zaten gözlerinde korku var, öyle korkmuş ki, üstüne yürümüşler. Gel lan memelerini sıkıcam diyip zorlamışlar.
Kız resmen yağmurdan kaçarken, doluya tutulmuş.
Sonra çocuğun arattığı arkadaşını arayıp, ona söyle ayağım burkuldu galatasaraya gelsin demiş. Ve ikna ettirmiş. O sırada meydandan kaçarken, bizimle karşılaşmış.
Peki dedim neden yapıyor bunu.
Kız biraz daha hikayeyi anlattı.
Normalde hep ortak arkadaşları zaten aralarındakini biliyormuş. Bir de çok samimi oldukları çocuğun 1-2 arkadaşına söylemişler. Kız gerçekten çocuğu çok seviyor ama ilişki istemiyor.
Çocuk en yakın arkadaşı, en sevdiği insan, en zor gününde destek olan biriymiş. Seks yapmaktan da mutlularmış ama kız kesinlikle özgür olmasını ve özgür olmayı istiyormuş.
Kendi çevresi zaten kızın sürekli çocukla olduğunu biliyor, hatta çocuğu da çok iyi tanıyolar, kız ne zaman kendi arkadaşları ile çıksa onu da çağırmış, takılmışlar ama çocuk 2 kere özellikle biri sadece çocuğun saçmalamasından dolayı kavga çıkarmış. Arkadaşının çaldığı mekanda, nerdeyse dışarı atılıyorlarmış. O gün zaten yemin etmiş, asla sevgilim olduğunu kimse bilmeyecek diye. Ama zaten kendi arkadaşları ile ayda 1, iki ayda 1 takıldıkları için, hiç söyleme gereği de görmemiş kız, çünkü kız hiç bir kendi arkadaşı ile samimi de değilmiş.
Çocuğu çok sevse de, çocuk kız haklı olsa da, kendi haklı olsa da minicik bir kavgadan dünyaları yıkıyormuş. Yüzlerce kere kızı sokaklarda rezil etmiş.
Çocuğun ailesi bile çocuktan bu sinir problemi yüzünden illallah etmişler.
Dün de çok içkili olduğundan, kızla 2 gün önce güzelce konuştukları konuda kız anlatmaya çalışmış, senden utanıyorum diye.
Ama çocuk içerlenmiş. Kız anlayamamış. Araları iyiymiş ama çocuk iyi değilmiş. İçince de kıza sarmış.
Tüm eski olaylardan her türlü konuya kadar açmış.
Bir de kızın çantasını attığını öğrenmiş. Kızın toplamda çantasında 15 tl varmış. Bir de 2 tane kredi kartı. Birinin limiti dolu, diğeri ise annesinin ek kartıymış. Annesinin ek kartı olduğu için, acilen iptal ettirmesi gerekiyormuş ve gece gece annesini uyandırması gerektiği için ne yapcağını bilmiyormuş. Annesinin 3 kuruş parası varmış, eğer ek kartı biri bulup kullanırsa, onu da bir orospu çocuğu yüzünden kaybetmesi kızı çok korkutuyormuş. Bir şekilde yalvar yakar bu koşturmada kartları da iptal ettirebilmiş.
Kıza neden bu zamana kadar devam ettin peki dedim.
Çok zor bir hayatım var ve o da her kötü günümde yanımdaydı. Onu öyle sahiplendim ki, annesi kardeşi bana yaptıklarının 10da birini yapsalar, çocuğu siktir ettiler, hep ben yanında oldum. İyileşeceğine inandım. Yüzlerce kere tedavi olması gerektiği kabul etti ama ben zaten son zamanlarda sona yaklaşıyordum.
Bu da o son gündü, şu an gözümün önünde 10 kişi dövse onu, elimi sürmem dedi kız.
Öyle bir nefret vardı ki gözlerinde, öyle korkmuş ve öyle çaresizdi ki. Gözlerim doldu.
Aynı benim o gecem gibi.
O gece tüm sevgim, tüm inancım bitmişti.
O gece çok çaresizdim, o gece o ne isterse yapmak zorunda kalmıştım. O gece dayak yedim, kız dayak yemedi ama fırpalandı, hakaret yedi, rezil oldu.
O gece çığlıklarıma kimse yardım etmedi, bu kızada otobüste bir erkek, napıyorsun biledar doğru düzgün konuş kızla demedi.
O gece ki kız, dün gece karşımdaydı.
Sürekli ben bunları hak etmedim, ben onu hiç aldatmadım, hatalarım oldu ama onun hataları her oldu, ona hep katlandım. Ben ona kötü bir şey yapmadım diyip ağlıyordu.
Çok üzgündü.
Aynı gözlerdi, benim gözlerim gibiydi.
Güçlü ol dedim, bunu yaşamak sana çok şey kattı. Yarın sabah çok daha güçlü olacaksın, yarın her şey daha güzel olacka.
Çünkü dibe vurdun, artık çıkış zamanı dedim.
Kız daha güçlü bakıyordu ama hala şoktaydı.
Gitmesi otobüse binmesi gerekiyordu.
Bindi, hoşçakal dedik ve gitti.
Ve benim de tüm gecem zehir olmuştu. Ruh hastası bir orospu çocuğu yüzünden, tüm geçmişimi bana yaşatmıştı.
Tüm çaresizliğimi kızda görmüştüm.
Zorba, iğrenç tavırları, saldırgan, korkunç derece iğrenç bir yüzü görmüştüm.
Kızgındım kendime ben niye otobüsten attırmadım diye o çocuğu. kız bunların hiç birini yaşamayacaktı ve evine gidecekti.
Çocuksa dersini alacaktı.
Dün gece o çocuk, o kızı tamamen kaybetti. Bir daha asla kimse o çocuğu bu kadar sevemeyecek, bir daha asla o kız o çocuğu sevemeyecek.
Bir daha asla yatmayacaklar, bir daha asla görüşmeyecekler. Kız belki de benim gibi yanında bıçakla gezecek. Yolda karşılaşırlarsa, kaçabilmek için.
Dünya böyle sapıklarla dolu, tedavi olması gereken canlılarla! Her yer her sokak.
Doğru insan diye birşey yok, doğru davranış var. Kötü davranış da direk gitmek gerek, sabır sadece tehlikeyi getirir. Buna gerek yok!
Son noktayı yaşamak sadece bir travma yaratır.
Benim yıllar sonra bir olayı görüp yaşadığım gibi...
Büyümüş insanlar olmalıyız, güçlü olmalıyız! Güçsüzken açılan kollara, gerektiğinde hayır diyebilmeliyiz.
İşte bir gün o kollar, denize düşenin sarıldığı yılan olur çıkar ve sen sen olmaktan çıkarsın!
Neyse bugün yediğim kadıköy gazı ile kendime geldim, yine benim :))
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder