Bir kokusu var... Bebek kokusu gibi, koklamaya doyamazsın.
Bir gülüyor, o gözleri yüzünden çok gülüyor.
Tenine dokunmak, kadifeye dokunmak kadar büyülü.
Sevişirken gözlerime bir bakışı var, aman allahım dedirtiyor.
Tüm ruhumda hissediyorum onun herşeyini...
Ve bunlara rağmen; olmuyor dedim.
Olmuyor, yapamıyorum.
Hayallerime engel olabilecek her şey olmuyor. İşte o yüzden olmuyor, annem de, babamda...
Hiç biri olmuyor. Ben, beni durduran her şeyi istemiyorum.
Ben nereye gidiyorum peki?
Bu insanlar bana zincir mi vuruyor? Hayır, hem de hiç biri...
Hele o, hayatımda ilk kez beni bir adım daha taşıyan adamdı.
Ama yapamıyorum, onunla olmak istemeyi istemiyorum.
Onunla olunca, kendimle olamıyorumuşum gibi geliyor.
Onunla olunca, ayrılmak için bahaneler arıyorum.
Her içimi titretişi, her kalbimi çarptırışı; kocaman bir acı veriyor. Bağlanmaktan mı korkuyorum.
Evet söylüyorum delikanlı gibi. Çok korkuyorum.
Çünkü bağlanmak bir acizlik. Bu cümle sikik bir aşk şarkısı veya acı çekmiş birinin korunma mekanizması sözü değil.
Bu cümle, yılların gözlemi.
Hayatta tek bir sınav var. O da senin seni bulman.
Kalan yaşayacağın tüm bağlılıklar, bağımlılıklar; seni yolundan çıkarmak için yapılmış aldatmacalar.
O kadar kolay ki; birine bağlanıp, şahane bir hayat yaşamak, o kadar kolay ki, evlenip, düzene kendini teslim etmek...
Şu an onunla olsam; şahane bir hayatımız olacaktı. Güzel bir evimiz, güzel işlerimiz, bir de annesiz bir bebişe anne olacaktım, yazları şahane tatiller, plansız yollar, kamplar, güzel akşam yemekleri, parfümler, güzel arabalar, motorlar, aşk dolu seksler, sevgi dolu bakışlar, belki bir tane de ikimizin bebeği...
Eeee bir gün sıkılmayacak mıyız? Çocuklar dışında hepsi bir gün sıkacak. Hatta çocuklar bile bazen illallah ettirecek. Maddi, manevi, aşk, meşk her şey bir gün bitecek.
Çünkü sana verilen görev bunlara ulaşman değil; içindeki seni bulman; üretmen ve paylaşman.
Herkesle paylaşman; sevgi bulmak için değil, kendini bulmak için paylaşman.
Bunu anlatamıyorum, anlatamayacağım belki de hiç bir zaman.
Salı günü o biricik karısının 1. ölüm yıldönümü ve gelecek pazartesi de benim biricik babannemin ölüm yıldönümü.
Ben ne yaptım? Ayrıldım ve salı günü sabah erkenden motoruma atlayıp gidiyorum. Arkama bakmadan. Pazartesi de babannemin ölüm yıldönümünde de dönüyorum. Acı mı? O da ne...
Acı yok raki; ölümler, ayrılıklar, bitişler; sadece insanoğlunun kendinden vazgeçtiği zaman yaşamaya zaman bulduğu saçma duygulardır.
Hepsi zamanında acıtır ama üst segment acı yoktur. Ömür boyu babannemin ölüm yıldönümünde ağlayabilirim ama bu acı da azalır.
Her acı gibi. Çünkü yol sana aittir.
Ben yoluma gidiyorum Sevgilim...
Sen de bir gün inşallah yolunu bulursun.
Hoşçakal Öklid :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder