20120617

Babalar gününde Ölen Babam!

Bir yazı okudum demin ve dedim yazmam gerek:), ki babam hakkında hiç bir şey yazmama kararıma rağmen...

Babam, bu evrende beni en çok seven insandı (annemden sonra sanırım), tüm Türkiye'yi gezdik motorumuzla, başbaşa. Dağda ormanda kamplar yaptık, (soldaki fotoğraf, o günlerden bir kare), köylere gittik, pamuk topladık, dağa çıktık, kros motorumuzla, motokros yaptık, yağmurda basket oynadık, gece 1de kafamıza esti, piknik yapmaya çeşmeye gittik, hafta sonu sıkıldık, atladık balık ekmek yemeye İzmirden İstanbul'a gittik, son ses 'soldier of fortune, led it be, dont cry, smoke on the water, stairway heaven'ı ... onunla milyonlarca kere dinledik, bir yaz boyunca her gece beni 3 de uyandırıp, gece teleskopumuzla, yıldızları izlemeye gittik. Her yıl yıldız kayması gecelerinde, bir dağa çıkıp, yere yatıp, sabaha kadar, onun kollarında, izledim kayan yıldızları ve onun kollarında uyuya kaldım yüzlerce kere. 14 yaşımda ilk aşk acımda, ağlaya ağlaya onu arayıp, teselli olarak 'ağlayacaksın, bol bol ağlayacaksın, ne unut diyeceğim sana, ne de geçecek diyeceğim, ne de o çocuğa kızacağım. Grip gibi, hastasın şu an, iyileşeceğin gün de gelecek' diyen tek kişi de o oldu, 6 yaşında, 8 metreye onla daldım, kışın ortasında, onla yüzlerce kere denize kıyafetlerimizle atladık, onunla lunaparka gidip, dönme dolabı çalıştıran çocuklarla konuştuğunu bilmeden, dönme dolaba binip, en tepede 20 dakika kalıp, tüm İzmiri izledik, onunla aynı renk converselerle gezdik, onunla ilk motor kullandım, onunla ile şarkı söylemeye başladım, her yaz garip hayvanları onla besledik, yılanından, bukelemuna, serçeden, kirpisine, onunla doğadan korkmamayı, yere çöp atmamayı öğrendik, onunla her gittiğimiz sahilde, çöp poşeti alıp, tüm sahildeki pislikleri beraber saatlerce topladık, hayatımda gördüğüm ilk dövüş sahnesinde, motoru durdurup 'bak babacım, az kitap okuyup, kendini dilleri ile ifade edemeyen ve iletişim için, bedenlerini kullanan insanlar bunlar. Bizden tek farklı, farklı bir iletişim yollarını tercih etmeleri. Ama zeka, bedenini kullanmadan, dilinle karşındakine kendini ifade etmektir' diyen oydu ...
Bir insanın sevgilisi ile yaşayabileceğinden çok fazlasını yaşadım ben onla, belki de ondan sıkılıyorum sevgililerimden. Herkes diyor ki, sen baban gibi bir adam arıyorsun; bu kadar sıra dışı ve güzel yaşanan bir hayatta, kim gibi sevgili arayabilir ki? Hangi filmde bu kadar güzeli olabilir? Hangi şarkı bu kadar efsanevi yaşanabilir ki?
Evet onun gibi bir adam arıyorum... Kim olsa da arardı...

O bensiz, ben onsuz yapamazdık. Marmariste çalışırken, sadece 2 saatliğine bana sarılmaya gelirdi İzmir'e. Öyle bağlıydık ki, tüm İzmir bilirdi bizi. Sarı saçlı kız ve babası diye.
Bana erkekleri, insan ilişkilerini, sıradan şekilde eğlenmektense, çılgınlıkları öğretti. Yıllarca aynı evde yaşadık, İzmir'de götürdüğü karılar ve yakışıklılığı ile (şu an bile) anılan ve bilinen babam, bir kere evimize kadın sokmadı. Donlarımı bile elinde yıkadı yıllarca, ilk orkidimi o taktı, her sabah okula giderken o ördü saçımı, o ütüledi önlüğümü...
Çok çılgındık, çok sıradışıydık, çok farklıydık, hem de çok...
Büyüdükçe işler değişti, anlayamadığı bir şey vardı, insanlar da farklıydı.
Onun 2. versiyonu değil, b. olmak istedim ben! Kabul etmedi, baskı yapmaya başladı.
Onun gibi düşünmem için, her türlü yöntemi denedi ama farkında değildi, bana verdiği o farklı bakış açısı ve norm dışı oluşu; ben de kendime uyarlayarak, değişik bir insan olmuştum. Çünkü bana ezberi öğretmedi, sonra onun bakışını ezberlememi istedi.

Yapamadım işte, bazen 1 sene görüşmedik. Bazen 6 ay. Hep o süreçlerde, o da bende deli gibiydik. Travmaydı ikimiz içinde, bizsiz olmak.
İş arkadaşı bir gün demişti ki, b. babanla görüşmediğinde baban ölüyor, bir sabah bir bakıyorum telefonları kapalı, 3 gün sonra çıkageliyor, dağ çıkmış 3 gün tek başına, gözleri şiş ve kıpkırmızı... Belli ağlamaya gitmiş oraya... Ama aramazdı da, ölse aramazdı. Belki bende sevdiğimi, ölsem de aramama sebebim ondandır.

Nasıl bir bağ vardı aramızda bilmiyorum ama beni tanıyan herkes onu da, onu tanıyan herkes beni de bildi. Hep birbirimizden bahsettik, hep birbirimizi özledik.

Ben onu sevdiğim gibi, özlediğim gibi kimseyi sevemedim, özleyemedim...
Çok büyük hatalar yaptı bana, çok büyük acılar verdi. İstemediği kız olduğumda, gece 4 demedi, siktir etti. Sokakta kaldım, aradım, alamam seni dedi. Binlerce kere en zor günümde yalnız bıraktı.. Kötüydü, taş kalpliydi, inandığı doğruları ölse değiştirmedi...

Ve ben artık 25 yaşımdayım, artık bir dilim var. Eyvallah dememeyi öğrendim.
3 Hafta önce, beni son kez siktir etti evinden.
Sonra da evlatlıktan red etti.
Bugün ise babalar günü, sabah aradım, sandı ki babalar gününü kutlayacağım; '1 saat sonra eve gelip, eşyalarımı toplayıp gideceğim, müsait misin' dememle, sesi kesildi. Gel dedi. Ben evime geldim, Bugün babalar günü ve babamı öldürmeye geldim...
Ölecek bugün benim için. Ruhu ve bedeni bu evrende kalsa da, benim için ölecek...

Yine özlemeye devam edeceğim, yine onsuz gittiğim yerlerde, keşke diyeceğim, yine eskisi kadar olmasa da ara ara, zır zır ağlayacağım. Canım yanacak, hemde çok ve hiç bir zamanda geçmeyecek...

Baba sevgili değil ki, erkeklerde yaptığım gibi, defteri kapatıp, yeni defter açayım. Çok güçlüyüm biliyorum ama tek zayıf noktamda, o! Ve hep öyle kalacak.

Her gittiğim yerde, her yaptığım şeyde, her mutluluğumda, mutsuzluğumda onu arayacağım, onu özleyeceğim...

Ve bir gün o öldüğünde, ondan daha da fazla nefret edeceğim, beni bu kadar severken, bu kadar acı verdiği için, beni bu kadar üzdüğü ve onsuz bıraktığı için...

Git boynuna sarıl, yumuşar diyor bazısı; gidip sarılsam da, biliyorum aynı son...

Ve evet, bir gün eternal sunshine of the spotless mind'daki gibi birini sildirmek istesem, ömrümün sonuna kadar, bu erkek babam olacak...

Aşk acısı nedir ki, bu baba acısından sonra... Tarifsiz, anlaşılamayacak, inanılmayacak kadar büyük bir bağ aramızdaki. Bebeğin göbek bağı gibi bağlıyız ve o bağ uzadıkça, canımız daha fazla yanıyor. Bir gün o bağ koptuğunda, ikimizden biri öldüğünde, muhtelen kalan da ölecek. Ve o gün geç gelsin, o gün gelmesin...

3 yorum:

Adsız dedi ki...

neler geçti aranızda bilmiyorum ama yaptığından çok yapmadığından pişman olursun gerçekten o bağ koparsa işte o zaman çok pişman olursun hayat çok kısa sil o acıları ve çaba sarfet derim çünkü sevgi emek ister naçizane fikrim akıl vermek gibi algılama lütfen..

Alice dedi ki...

Silmek basit Umay, önemli olan yerine yenilerinin eklenmemesi; biz öyle bir noktadayız ki, her gün yerine birşey ekleniyor, her gün silinmesi için uğraşılıyor. Bilgisayar değiliz ki, format atalım. Sonuç olarak, babam hata yapığını bir gün anlayana dek, bir sonumuz yok...

Adsız dedi ki...

:((
umarım bigün anlar:/
ve eski günlerinize dönersiniz