20120615

Bağlanmayacaksın!

Bugün birşey üzerine çalışırken, kendim hakkında bir durum tespit ettim.

Ben aslında, Can yücel'in dediği gibi, bağlanmayacaksın şiirini, yıllardır uyguladığım felsefemin temelleri olduğuna inanmaktayken;
Aslında tam tersi olduğunu fark ettim.
Bağlanmamak kavramını benimsememdeki en temel sebep; sevgili ailem tarafından, çok kere terk edilmem  olduğunu bilmeme karşılık; gerçekte bağlanmaya da açım.

Bunun örneklerini düşündüm; en basitinden şu an ki işime, çılgınlar gibi bağlanıp, her türlü zorluğa karşı; bir gram bile bağlılığımı bırakmamam.
Veya yakın bir arkadaşım olduğunda; sapıkça her şeyine yardım etmem ve her durumunda yanında olmam.
Veya sevgili olarak bir adamı hayatıma sokunca, son anına kadar bir kere bile aldatmadan, ruh hastası şekilde, her şeyini benimseyip, bırakmamam.

Fakat bağlanmayacaksın prensibimdeki temel; yapılan büyük bir yanlış ve sabrımın sonunda, arkama bile bakmadan gidiyorum. Ağlamıyorum, üzülmüyorum, nefret etmiyorum...

Sonra adım domuza çıkıyor; sonra diyorlar ki; sen beni hiç sevmemişsin, beni kandırmışsın.

Halbuki o süreçte, kanımın son damlasına kadar sabretmem, karşımdakine 'ooo bu beni çok seviyor, hayatta bırakmaz' imajı veriyor. Bu durumun sonu da, kötü kız alice oluyor:)

Bende hayal kırıklığı yaşamıyor muyum peki? Elbette yaşıyorum, elbette inciniyorum, bir arkadaşımı kaybettiğimde bir sevgilimi kaybettiğimde. Ama kimseyi 'eternal sunshine of the spotless mind'daki gibi sildirmeyi isteyecek kadar sevmiyor, unutmama durumu yaşamıyorum.

Belki canımın yandığını hissettiğimdeki soğuk kanlılığımdan kaynaklı, belki de sadece canım daha fazla yanmasın diye, bünyemin aldığı bir koruma iç güdüsü.

Bilmiyorum ama mutluyum.
Hatta belki de ondan bu kadar çok hayvanları seviyorumdur:)

Kimse ömrünü geçirecek kadar mükemmel değildir...

Bu da B.V. sözüdür:) (B.V. Alice'in taa kendisi:))


Hiç yorum yok: