20141109

'Cahide Beceren var mı?'

Bu satırları size Acil servis kantininden yazıyorum.
Acil servis görevlisi kapıya çıkar ve 'Cahide Beceren var mı?', orada bir git gel yaşarsın, Cahide'yi Beceren var mı mı dedi lan yoksa?
Demedi, acilin kapısında kimse gülmez buna. Ben bile. 
Acil de çok acı vardır. Garip işte, bazısı acı çekerken, bazısı bloğuna kusar böyle.
Annem her gün daha iyi oluyor, fakat halen devam eden ve 6 ay devam edecek ölüm riski, çok can sıkıcı.
Ona bebek gibi bakıyorum, Küçük Prensi uyumadan önce okuyor, arada film açıp film izliyor, ayaklarını, kollarını ıslak mendillerle siliyor, donunu indiriyor, hayaller kuruyor, çişe götürüyor, öpüp kokluyorum.
Son günlerimiz, pazartesi bir sürü hikaye ile çıkacağım bu hastaneden. En başta kendi hikayem ile.
İlk kez başıma gelen bu misyonu, başarı ile yerine getiriyorum. Nedeni istemek sanırım. Birşeyi istersen güzel yaparsın, çok istersen daha güzel yaparsın, herşeyden çok istersen en güzel yaparsın, rakip tanımazsın.
Tutkuluyum, bağımlıyım. Anneme bu yüzden bu kadar bebeğim muamelesi yapıyorum. 
Bir de işlerin en yoğun zamanında ve de okulum bitmesine tek ders kala bunlar başımıza gelmeseydi çok daha iyi olacaktı.
Olmadı olamadı işte, belki de nasip denilen saçma şeydir bağlanması gereken nokta.
Nasip de geç de, geçemiyor işte insankızı. 
İstanbul'da yalnız kalan E5'im de, İstanbul'da müdahil olamadığım ve dışında kaldığım bir sürü işte fazlası ile bu süreçte canımı sıkıyor.
Yapacak birşeyimşn olmayışı ise, daha da can sıkıcı.
Yazarken bile sıkıldım, yatıyorum. 
Uyuyacağım işte. 

Hiç yorum yok: