20141125

MuciZenci

Meğer resmen amerikan filmlerindeki gibi bir randevuymuş. Randevu ne aq dedim içimden.
Yarım saat beklettim. Starbucksta bekliyordu beni.
İlk randevuna geciktin dedi, binlerce kere özür dilerken, randevunun ne olduğunu bilmiyordum.
Başka bir yere gideceğiz dedi, gittik. 
Çok pahalı bir restoran, ha siktir dedim.
Resmen filmlerdekini yaşıyordum. Şaşkındım ama yine her zamanki bendim.
Çok güzel sohbet ettik. Hayat görüşlerimizden, onların halkına yapılan işkencelerden konuştuk, insanlara yardım etmek için neler yaptığımızdan söz ettik.
O siyah, ben beyaz. Ben baskıcı toplumun özgür kızı, o en dejenere toplumun iyilik meleği çocuğu.
Yollarımız aynı yere çıkıyordu. Çok eğlendik, bazen üzüldük kendi toplumumuzu anlatırken.
Ülkesini, sevdiklerini bırakıp, dünyayı iyileştirmek için doktor olup Türkiyeye gelmiş ve en büyük hayali has topraklarına dönüp, oradaki fakir insanları iyileştirmekti. 
Başta geyiğini yaptığım bu zenci hikayesi, garip yollarda gidiyor. 
Benim kültürüme, çizgilerime, sınırlarıma çok saygılı, iyilik meleği bir adam çıktı karşıma.
Aşık olmak istemiyorum, nasıl olurum bilmiyorum.
Ellerimizin rengi bile farklı çok garip.
Ama ruhu tertemiz bir dünyadan geliyor.
O da benim için aynı şeyleri düşünüyor. Nasıl olurda bu kadar uzak memleketlerde, bu kadar benzer insanlar oluyor anlamıyorum.

Ulan zenci zenci diye aylardır kızlara geyik yaparken, şimdi karşıma evrenin en iyi zencisi çıktı. Ne hayal ediyorsam oluyor son 4-5 aydır.
Sahneye çıktım, harika ötesi dostlarım oldu hemde bir sürü, günde 10 kere telefonum çalacak kadar, annem sağlığına kavuştu, babam hayata tutunma yolları arıyor, işler güzel gidiyor, okul bitiyor, ev tutma hayalleri bile kuruyorum.
Çok garip, yine inanamadığım son dönemdeki hayatımın yeni bir mucizesi de bu işte.

Hiç yorum yok: