İlk sahne deneyimim olacaktı, afişleri hazırladık, okula asıldı, küçük bir organizasyon olacağını düşünüyordum.
Annem ve yengem gelicez dediler, lan dedim ne gerek var. Bastırdılar ve yapacak birşey yoktu.
Sabah 5'e kadar sunumumu hazırladım.
Sabah saçlarıma çektirdiğim fön ve annemlerin zoruyla giyindiğim kadın kıyafetleri ile yola çıktım.
Bundan 6-7 yıl önce öğrenim gördüğüm, bir sürü sınıf çapında sunum yaptığım binanın önündeki kafeteryada çay içerken, hocadan bir mesaj geldi, gel diye.
Girdim ve bir anda şok oldum tabi.
100 kadar kişi, mikrofon, sunucu vb.
Bu kadar kapsamlı bir şey beklemezken, bir anda ciddi ciddi seminer vereceğimi anlamıştım.
Hiç heyecanlı değildim, sanki sohbet edecek gibi çıktım sahneye anons sonrası.
Mikrofonun başına geçerek, kesinlikle buradan konuşmayacağımı, konuşmacı olarak gelmediğimi, konuşmaya geldiğimi söyledim.
Gözlerde, ne diyor lan bu karı ifadesini gördüm.
İlk dikkati çekmiştim.
Bir saniye kalbim atmadı, bir saniye heyecanlanmadım.
Sadece anlattım, ilginç hikayeler, nereden nereye geldiğimi; herkes hayran kalmıştı.
Hiç bu kadar insan bana böyle hayran hayran bakmıyordu.
Yaptığım aptallıkları anlattım genelde. Bunlar onları daha da heyecanlandırıyordu, lan bu kız bizden biri lan dediklerini görüyordum.
Çok başarılıydım, sonrasında izlediğim videolarda, bir kere bile ıııhhh demediğimi, bir kere bile takılmadığımı gördüm.
Evet harikaydı, başarı duygusu efsaneydi ama bu başarı ne kadar devam edecekti, asıl soru bu bence.
Yada gerçekten ben bir şeyler başardım, mesela babamı affettim mi? veya yaralarımı azalatbiliyor muyum? yada son dönemdeki üstümdeki ağırlığı yok edebiliyor muyum?
Bugün 16 yaşında akıllı bir kızla konuştum, bana hikayesinden bahsetti. Benziyordu, ben ona yardım ettim. Psikolog olmalıydın dedi. Aslında bu konuşmaları kendim için yapıyordum, kendimi bana yapılan saçma şeyleri affetmek için.
Bunu başarmak için tek çözümümdü.
Hocam sunum sonunda, beni bir iş adamı ile yemeğe çıkardı ve tabi ki yine ben bır bır bır konuşuyordum, ki hoca birşey söyledi, hoca benim özelimi çok bilmez ama resmen beni çözmüştü, bgm hikaye toplar, en sevdiği hobisi budur dedi.
Çok etkilendim, hikayeleri dinleyip, yardım etmek bu hayattaki deşarj olma misyonum.
Çok saçma bazı şeyler ama hayat güzel bee.
En sevdiğim tarafımda sanırım, hayatı hep güzel bulmam ve asla 1 günü geçmeyen depresyonlar yaşamam.
Bir gün bir patlayacak, belki de o gün bir uyuşturucu bağımlısı, belki de antidepresan mağduru olacağım.
Kim bilir, temelli tutunacak bir dal lazım hayata. 35'de çocuk da en iyi fikir. Hem İzmirin plakası da 35.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder