20150530

Kemoterapinin 3. Günü

Yarın Itzhak Perlman İzmir'deymiş. Sadece bir şarkısını dinlemeye gitsem, kapıdan dinlesem sonra binsem motoruma, tüm yüzleşemediğim yerlere, tüm yüzleşemediğim insanlara gitsem...
Çalsam kapısını veya dedektiflikler yapsam bulsam onları. Kussam yüzlerine...
İçimde birikenleri, ruhumda dolanları.
Onların da suçu değildi, onlarda kötü anne babaların çocuğuydu. Kötü kime göre kötü? Kötü diye bir şey mi var? Bu kocaman bir döngü. Biriken kötülük.
3 Gündür banyo yapamamanın biriken kirlerinden arınmış bir bedenle, bugün diğer günlerden daha dingin, daha güçlüyüm.
Belki bir sene sonra olmayacak babannemin, bugünde defalarca altını temizledim, ak pak yaptım.
Bugün beni bebekler gibi sevindiren şey, odamıza gelen, yatak komşumuzla ortak kullanabileceğimiz mini buzdolabımız oldu. Bazen değişiyor işte beklentiler, sevinçler...
Kapıya inmiştim, yüzümde babannemin yanında taktığım maskeyi sıyırmış sigaramı tek dostum gibi içiyordum.
Bana bakan 2 göz gördüm. Olamaz dedim o an. Görsem bayılabileceğimi düşündüğüm, 11 yıldır görmediğim ve görmekten her şeyden çok korktuğum insan karşımdaydı. Bana bakıyordu. Baktı ve kaçırdı gözlerini. Yaşlanmıştı, gözleri ise hala aynı korkunçluktaydı. Bir an korkak çocuk beni hatırladım. Sonra kabullenmek istemeyen beynim, o değildi dedi. Oydu halbuki, bana bakmış ve gitmişti.
Bugün idrak ettim onun olduğunu, kendimi kandırma çabamı. Ardından o şu an yüzleşemediğim benin yıllar önce yaptığım hataya göz yuman, normal karşılayan ve 2 senedir görüşmediğim, hastalık mevzusu ile görüştüğüm amcam odaya gelmişti.
Şimdi düşünüyorum da, bunlar hiç tesadüf değil! Kesinlikle değil...
Bu zaman mıydı onu görmem gereken zaman? Bu bitik, aslında çok güçsüz ama kanlar içinde savaşmaya çalışırken, beni unutmuş, gerçeklerle şoktayken...
Bu muydu... Buydu. Arkasından amcamın gelişi, o da olmalıydı.
Yüzleşmem gerekiyordu. Zamanı gelmişti.

Bu hastanede 10 gündür yatan babannemin, 8 gününü yanında geçirdim. Bir gün 48 saat gibi. Günde 2 saatlik uykular uyumam. Annemi arayıp anne ben nasıl bok temizleyeceğim dediğimde, annemin 'benim kızımsın, yapacaksın biliyorum' sözü ve yapabilmeye başlamam. Benim biricik babannemin altına bez bağlamam, kemoterapinin etkisi ile kusarken, ellerimle kusma poşedini tutmam, hijyenik olmak için günde neredeyse 40 kere el yıkamam, ellerim aşınacak kadar antibaktiriyel sıvı sıkmam, benden başka kimseye onu bırakmamam, dokunacağı her şeyi temizyerek ona vermem, gözümde gitmeyen kanlanma ve içinde çıkan su toplamış noktayı hiçe saymam, hemşirelere, doktorlara bir dünya sorular sorarak bilgi almaya çalışmam, çabalamam, yanımda kimsenin olmayışı, babamın bir türlü kabullenemeyişi ve İstanbul'dan gelmeyişi, beni yalnız bırakması...
Bunlar çok büyük şeyler.
Ben büyüyorum burada. Çok hızlı hemde. Aklımın almadığı kadar.
Çok ağır geliyor.

Savaşma kapasitemi görüyorum ben burada. Savaştıkça yılmadığımı görüyorum. Başıma ne gelirse gelsin, bırakmayacağımı görüyorum.
Daha da garibi, keskin kararlar vermeye yatkınlığımın artışını görüyorum.
Hayat ellerimden kayıp gidiyor ve gidecek. Her insanın ki gibi, babannemin ki gibi.
Daha çok savaşmam gerekiyor hayatla da.
Babannemin lösemi ile savaşının başrol askeri olduğum gibi.
İstanbul'u düşünüyorum. Bazen bazı şeyler için boşa kürek çekiyormuşum gibi geliyor. Aklımdan geçenlere zaman vermeye çalışıyorum. Zaman verdikçe beni yediğini fark ediyorum.

Neler oluyor hayatımda?
Her şey o kamp ile başladı. Her şey o dağdaki Bgm'le değişmeye başladı.
Bana ne oluyor diyorum da, güzel şeyler oluyor.
Babannem ölecek!
Kamil çok güzel dedi.

"yaşlılar ölmeli geride kalanlara yapablecekleri gerçek fayda bu

bir hatıra olarak kalmlı

çünkü ölmeyen herkesgüzel şeyler kredisinden bir parça daha yer

bu onları oburlaştırırken artta kalanları falzasıyla doyurur

derimki babannenin sen gibi bir koleksiyoncuya vereceği en üst şey budur

varsın olsun

varsın olmasın" 

Böyle işte!

739 Numaralı odadan ve hemotoloji kanser takımından selam olsun herkese, her şeye!

Itzhak'ı dinleyebilsem keşke, sadece 1 şarkı. Sonra da motoruma binip gitsem...

Hiç yorum yok: