İçeri girdiler, 4 beyaz gömlekli. Onlar girince senin çıkman gerekiyormuş. Kapıda bekliyorum. Sonuçlara baktılar, aralarında kendi dillerinde konuştular, şu tıp dilinden.
Sonra güzel bir ritüelle geldiler, muhtemelen okulda öğretildi bu açıklamalar.
Tek başımayım, gece uyumadan sabahın köründeki uçakla gelmişim ve bildiğim tek şey, benim biricik ellerinde büyüdüğüm, canım kadar sevdiğim babannemin kansız oluşu ve kan veriliyor oluşu.
Güzel bir kadın, gözlerinde lens var, boyu uzun, fiziği ise manken kıvamında.
Gözlerime baktı, 'bizim teşhisimiz lösemi olması' dedi. Kocaman iri gözlerimdeki açılmayı hissettim ve gözlerimin çevresi acıdı.
İlk cümlem, 'ilik nakli' oldu. İlk nakli olamaz çünkü yaşlı ama tam kesin sonuç değil dedi. Kesin sonuç için ilik ve kemik alacağız.' dedi. Gözlerimden yaşların dolu dolu fışkırışını hissederken, kulakarımdan beynime giren cümlelerin, gerçekliğine inanamıyorum. Sarıldı topuklu ayakkabılı güzel doktor. Uzaklaştım, kaçtım.
Aşağı inince herşey değişecek sandım. Tüm koridor dışarıda, bana baktığını gördüm.
Bende böyle bir açıklama anını gözlememeyi isterdim. Objektif bakış açımla, hislerini tahlil etmeyi, hikaye avcısı ruhuma, bir hikaye daha eklemeyi...
Bu sefer başrol bendim. Kaçtım dışarıda annemi aradım, hastaneyi inletecek kadar yüksek sesimle ağlarken, ne utanıyor, ne de susmaya çalışıyordum.
Sadece kafamı duvarlara vurmayı istedim. Ardından babama haber verdim. Babam sakin karşıladı, beni sakinleştirmek istiyordu. Bense ağlamaktan konuşamıyordum. Sonunda o da dayanamadı, ağlıyordu.
Amcama gel dedim sadece telefonda. 20 Dakka sonra gelmişti. Koşarak sarıldım, omuzlarına sümüklü burnumu ve gözyaşlarımı dayadım, hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. Amcam daha bilmiyordu, yapma yapma nolur yapma diyordu. Ağzımdan çıkacak şeye hazır değildi.
Söyledim, ikimizde hastane bahçesinde, tam güneşin altında çaresizce sarılarak ağladık.
28 Yaşındayım, çok olgundum her zaman. Hele hele burada ölümle ilgili yazdığım her yazıda, ölümün gerçekliğinden bahsederim.
Fakat biliyordum, yaşayınca böyle olmayacağını.
Ölüm kapının arasından evimize girmişti.
Evresi bilinmiyor. Hala sonuçlar çıkmadı, fakat geçen 2. günüm sonunda, çok büyüdüm.
Çok hikaye de topladım. Şu an hikayeler sadece ağlatıyor, mutlu olmuyorum ama enerji içeceği gibi geliyor. Kendime geliyorum. Hayatın gerçeği ölüme, objektif bakışımı geliştirmeme destek oluyor.
Çok acı çekiyorum, aklının akmayacağı kadar.
Kapıda dişlerimi sıka sıka ağlayıp, içeri girip, yine bahar alerjim tuttu yaa, offf diyip, geyik yapıyorum.
Çok acı çekiyorum. Tam 2 gündür bu hastanede yaşıyorum, eve sadece 1-2 saat uyumaya ve duşa gidip geliyorum. Onu kimseye bırakamıyor, 3 gündür 4 saatlik uyku ile yaşamıma devam ediyorum.
Çok acı çekiyorum, 2 gündür yalnızım. Çünkü büyükbabamda hasta. Kakasını yaptığı zaman poposunun temizlenmesi, her ayağa kalktığında birinin kaldırması gerekiyor. Amcam bakıyor. Diğer konuşmadığım amcam ise iş için şehir dışında. Babam orospu çocuğu ise anca bu gece yola çıktı. Doğru düzgün kimse büyükbabama bakmaya gelmiyor sülaleden. Amcama nolur gel, kaldıramıyorum tek başıma diyorum.
Şımarık torun Bgm olmak istiyorum ama olamıyorum. Çünkü gerçekler tam yanıbaşımda.
Gözlerimin altı tanınmaz halde, 2 günde kilo bile verdim ne güzel. Yüzümde garip şeyler çıktı ve ölecek kanser hastalarının olduğu özel bölmedeyiz.
En iyi huylu kanser ise 4-5 yıl yaşayabileceği, kötüyse mak. 1 yıl yaşayabileceğini de bugün öğrendim.
Banyoya gittiğimde ise, büyükbabam uyku sersemi uyanıp, babannen nerede dedi. Hastanede ya büyükbaba, onun yanına gidiyorum dedim. Ne hastanede mi, babanneni kaybettik mi dedi. Unutuyor böyle arada ilaçlarından dolayı ama bu söz ağırdı. Hem de çok ağırdı. Babannemi aradım hemen, babannemin sesini duyduğunda gözlerinin içi parladı, çok konuşamayan yine babannem kadar çok ama çok sevdiğim büyükbabamın dudakları kocaman bir tebessüm oldu, yüzündeki 'ohh be yaşıyor' bakışı ise, hepimizi ağlatan son noktaydı.
Bugün yaşıyor ama ya yarın?
Anlatacak ne çok şey birikmiş.
Anlatacak ne acı şey birikmiş.
Bu gece de bu satırlar yine bir acil kafetaryasında, kanser olan yemeyip yediren canım kadar sevdiğim babannemin yanına çıkmadan az önce yazılıyor...
Canım çok yanıyor, galiba hayatımdaki en büyük ve en acı olayı yaşadım, yaşıyorum, yaşamaya da devam edeceğim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder