20151129

hayat bir dondurmadır, eritmeden tadını çıkar

nasıl bir kadınmışsın be,
tümm ailenin tek kolonu...
çöktük sen gittikten sonra.
ailem kalmadı, amcamlar, babam ve diğerleri...
senin öldüğünün 7. günüydü, akrabalarımızı tanımaya başladığımda.
yağmur yağıyordu, büyükbabama ve kendime hırkalarından almıştım.
giydiğim hırkanın cabine elime attığımda, bir sürü peçeten çıktı yine. bir de bir kutu.
küpe kutusu. içinde yeşil taşlı altın küpeler vardı.
bana mı almıştın, bu sorunun cevabını asla öğrenemeyeceğim.
o gün o küpeleri taktım, hiç çıkarmadım.
ben altın sevmem be babanne. hemde hiç sevmem.
en sevdiğin renk yeşildi, bana aldığın her şey yeşildi. o küpeler gibi.
biri düştü, ne zaman biliyor musun?
her yıl hediye aldığın doğum gününden bir gün sonra, benim doğum günüm olan günde: 11 kasım da.
o gün ben büyükbabama gittim.
doğum günümü onla kutladım.
sabah 6 uçağına bilet alıp gittim. merak etme uçak biletleri pahalı değildi. hep bunu sorardın.
bir dilim pasta aldım, huzurevine girdim. oturttum büyükbabamı, yaktım mumu, bugün kimin doğum günü biliyor musun dedim.
bugün ayın kaçı dedi, 11 kasım dedim. begümün dedi. ikimiz kutladık. doğum günümde onu oradan çıkardım babannem.
o senin bana emanetindi. bebeğin gibi baktın büyükbabama.
o bebeği aldım ve çıkardım.
annemde kaldık bir süre ama olmadı babannem, beceremedim.
ben istanbula döndükten 1 gün sonra, 2 küçük oğlun alıp, onu başka bir huzurevine götürdü.
geceleri üşüyor mu ne dersin?
yan yatağında yattın yıllarca.
ellerini bağlıyorlar mı?
görebiliyor musun oradan?
almak istiyorum yanıma, ona bakacak kadar zengin değilim ama ona bakacak kadar çok, hatta daha da çok seviyorum.
olmuyor, vermiyorlar babannem.
3 oğlunu da yanlış büyütmüşsünüz be babannem.
o güzel ruhun, temiz kalbin nerede, göryor mu bilmiyorum be babanne.
sen öldükten sonra öğrendim, bize olduğun kadar dışarıya da o kadar iyiymişssin ki.
10 yıldır dışarı çıkamayan komşuna her gün gitmişssin.
kör ölür badem gözlü olur, diyebilsem be babanne. sen güzel gözlerini bana bile yeterince göstermemişsin.
o kadar üzülüyorum ki büyükbabama.
ama çözümü biliyorum babannem. nolur bana neredeysen güç ver...
uzat o güzel elini.
mosmor yüzünü hatırlamak istemiyorum artık.
çığlık çığlığa o uyuyor, götürmeyin diye bağırdığımı duymak istemiyorum.
uyuyor musun, uyanık mısın şu an?
yedin mi o parmağımdaki yüzüğü babanne. seni kandırdım evleneceğim diye. belki ölmezsin iyileşirsin, hastaneden çıkarsın diye.
yine de öldün. çeyizlerim evdeymiş.
biliyor musun hiç birini almayacağım. sadece saçın ve tekini düşürdüğüm yeil taşlı altn küpe...
saçını doğum gününde kokladım, bir de bugün.
nasıl gitmez babanne kokun. bedenin gitti, hatta böcekler çoktan bitirmişsindir seni ama saçların hala sen nasıl kokar.
babanne dediğim gibi çözümü biliyorum, yol belli, tek istediğim bana olduğun yerden melek olman, ruhunla bana varlığının gücünü vermen.
savaşımdaki gücüm olman.
seni seviyorum. saçın ömrümün sonuna kadar benle olacak.
hoşçakal her nerede isen...
yanımda kal...

Hiç yorum yok: