Aşık oldum mu? Oluyor muyum?
O kadar istemez, o kadar red ederken hem de...
Tak diye karşıma çıktı, elinde altın bir yüzük vardı.
Evliydi ve beni tanımaya çalışıyordu.
İşimden siktir git dedim güzel güzel. Ama o kadar güzeldi ki konuşmak onunla.
Aynı frekans, yıllardır hayalini bile kurmaktan vazgeçtiğim iletişim...
Asılıyor muydu? Hayır mı? Evet mi? Bilmiyordum.
İki hafta sonra Facebooktan ekledi, görüşelim dedi.
Güzel cümleler de sarf etti. Kızgındım, hem evli, hem de peşimde.
Belki de peşimde değildi. Bilmiyordum, haftaya olur bu hafta çok yoğunum dedim.
Haftaya da yazmadım, topu bana atmıştı halbuki.
Çünkü güvenmiyordum. Her ne kadar tutsa da o frekans, insanlar yalancıydı, insanlar giydikleri kıyafetin rolündelerdi.
O yazdı, sitemliydi. Görüşelim dedi. Tamam dedim.
Dinlemek istedim, konuşmak istedim; eğer o yüzükle asılırsa söyleyeceğim de çok üsturuplu sözlerim vardı.
Geldi, konuştuk, harika bir geceydi. Belki hayatımın en güzel gecesiydi.
Gecenin ilerleyen saatlerinde hayatını anlatmaya başladı.
Duyduğum şey, düşündüğüm her şeyden korkunç bir şekilde utanmama neden oldu.
Biricik tatlı karısı, geçen sene kanserden ölmüştü ve o; o yüzüğü hiç bir zaman çıkarmamıştı.
Çünkü ondan kalandı, saat gibi, kolye gibi; bir yüzüktü...
Canım acıdı yaptığım empati ile.
Sonra facebookuna baktım, alternatif olarak görmeyince insan detaylara inmiyor. Orada onları gördüm.
4 Yaşında bir bebekleri vardı. Sevgiliyken de kanserdi ve ona rağmen evlenmişti. Çok aşıktı. İşte o demişti. Kanseri el ele yendiler ama ikincisinde yenik düştü. Ölürken son cümlesi: lütfen bir daha sev olur mu'ydu.
Bugün gözlerime bakıp, "hayatımda ikinci kez, işte o diyorum" dedi.
O muydum gerçekten? Ya da o benim için o muydu?
Kim bilir.
Aşık oldum ya da oluyorum.
Garip, çok garip bir adam buldum...
Hayatımda gördüğüm en centilmen insan, vizyonu en geniş kişi, hayata her şeye rağmen sımsıkı tutunan, Duru'nun biricik babası; Beril'in kocası...
A.'ya aşık oldum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder