20121226

Yetersiz Bakiyeye Allah'ın Cevabı: Hooopp Ben buradayım!

Konferans bitti, açız, girdik bir yere, aldık yemeklerimizi, para ödeyeceğiz, kredi kartımı uzattım 9,75 tutan hesabımı ödeyeceğim, şifremi girdim ve kasadaki abimiz 'LİMİT YETERSİZ' demesi ile, aha işte şimdi sıçtık demem aynı anda oldu, 3 kuruşla geçinmeye çalışan annemin zor zamanlarımda kullanması için çıkarttığı ek kartımı çıkartıp ödedim. Yemek bitti, ayrıldık arkadaşlardan, ben Kadıköy otobüsüne binmek üzere yollarımızı ayırdık, taktım kulaklığı, açtım bir şarkı ve yürüyorum yolda. Hala başımdan aşağı dökülen kaynar suyun şokundayım. Neden mi? İşten ayrılalı 26 gün oldu ve pazar günü, son 10 tl'm ve kredi kartımın 500 tllik limitinin, her ay asgarisini ödeyerek, 100 tllik bakiyeminde bittiğinin farkındalık şokuydu. Otobüse bindim; babamı aradım, 1 gün önce İstanbul'a gelen sevgilisine rahat rahat çakabilmesi için; istemeye istemeye gelecek misin eve sorusunu duyunca, hayır gelmeyeceğim dedim. Eeee zaten tükürdüğümü yalayıp, terk ettiğim evime dönmek koyarken, bir de geldiğimin 5. günü siktiri, nazikçe yemiş oldum. C'ı aradım, sana gelebilir miyim dedim, tabi ki dedi. Kafamı kaldırdım ve gökyüzüne bakıp, çok şükür dediğimi hatırlıyorum. O andan sonrası daha da Türk filmi kıvamında, aklımdan geçenler: - Evet paran bitti, işler hala yerine oturmadı, şimdi ne bok yiyeceksin, - 3 Kuruş kazanıp, zar zor geçinen annene 26 yaşında yük mü olacaksın, - Gidecek evin bile yok, - Siktiğimin İstanbul'una büyün zorluklarla geldin, kabul et artık yapamıyorsun, dön evine memleketine, İzmir'ine sığın ailene, onlara da itiraf et, yapamadım, benden adam olamayacak de, - Okul da bitmeyecek, - Ya da yok yok siktir et, otobüs şöförünün sırtına daya anahtarlığındaki çakıyı, tam boğaz köprüsünden geçerken, ya beni indirirsin, ya da seni bıçaklarım de ve o köprüde bir sigara içip, aşağı atla, - Bu kadar zavallı mısın lan amına kodumun salağı, - Mücadele et be gerzek, - Ama parayı ne yapacağım.... Gibi binlerce soru ile, gözyaşlarım akmasına ramak varken, bir bakmışım geldik Kadıkköy'e. İndim otobüsten kızıltoprak otobüsüne bindim. Otobüsten indim ve C'nın evine yürürken, bir de ne göreyim çöpün yanında, bir snowboard, bu ne lan biri mi atmış derken, bir de baktım ki, sırtlanmışım snowboard'u. C. kapıyı açtı, bu lan dedi şok içinde, satılır mı bu dedim. İnternetten bir de baktık ki ne görelim; board'u bile 2.eli 450 tl'ye satılan Burton marka, eşşek gibi pahalı bir markanın snowboard'uymuş. Bugün C. snowboard satan bir yere gitti, Burton türkiye distribütörüymüş, herifin bile elinde olmayan bir seriymiş. Kısaca, Sonuç1: evet Allah var dostlar!!! Bir de bu gece son nokta ile karşılaştık ki; yapacağımız işle ilgili deli gibi bir yatırımcı bulduk. Herifin 3 milyon dolarlık bir şirketi var ve ortak olmak istiyor. Her türlü sınırsız maddi destek ve akla gelebilecek herşeyi sunuyor bize. 2. sonuç: evet Allah gerçekten var dostlar!!! Büyüksün ALLAH BABA!

Hiç yorum yok: