20121207

Yalnızlığın Mutlu Yazısı

Dışarıda yağmur yağıyor. Dün ne kadar da üşüdüm, sabahtan akşama kadar... Bugünse benim olmayan sıcak bir evde, benim olmayan bir bilgisayarda, kahvemi yudumlarken, 26 yaşında başvuru yaptığım çocuk bakıcılığı, stant da garsonluk gibi işlere göz atıyorum... Tavşan dağa küsmüş, dağın sikinde olmamış... Tam işten ayrılmamın arifesinde, her şeyin üst üste gelme durumu, biraz yükün bokunu çıkardı. Ne de güzel bir işim vardı, bundan 1 buçuk ay önce, sabahlara kadar çalışıp, kendime bile zaman ayırmazken, 'bağlanmayacaksın' tezimdeki, insan kavramına ek olarak; hiç bir şeye bağlanmayacaksın olarak düzenledim. O kadar istemiyorum ki hayatımda birini de, sanırım belki de seksi seven ama yapmayan bir aseksuelim. Bugün aylardır ilk kez yalnızım. Resmen ilk kez, babamın evinde, odamdaki yaşamım gibi. Öyle özlemişim ki, odamda açtığım müzik eşliğinde, kitap okuyup, düşünüp, yazıp, resim yapıp, takı yapıp, cuma c.tesi gecesini bekleyip, dışarı çıkma planı yapmayı, babam geldiğinde, bir türk kahvesi yapıp, 2 dakka ayak üstü muhabet edip, yine kendi dünyama dönmeyi. O kadar iyi biliyorum ki ömrümün sonuna kadar, uzun uzun bir ilişkim olamayacağını. Benim bir eve ve köpeğe ihtiyacım var, 4 ayaklı, konuşamayan, beni bırakmayacağından, sonsuz güvenecek bir köpek. Geçen bir seminer sonrasında, Türkiye'de hatta dünyada ünlü bir psikoloğun (adını veremeyceğim ne yazık ki) arabasında, İstanbul'a kadar geldim. Onunla mutlu evliliği ile ilgili konuştuk; Annesi ve babası, dünyayı geziyorlar ve her gittikleri yeni yerde, dudaktan fotoğraf çekilip, kızlarına mms atıyorlarmış (anne babanın yaşı: 75) Ama bunun dışında, Türkiye ye dönünce de, birbirlerini yiyorlarmış. İşte bir ilişki, üretildiği zaman güzeldir. Aynı evde, aynı aşta, aynı yatakta, aynı arabada geçen bir hayat, hedefsiz, amaçsız, uzayan bir ömür; sadece sonu ayrılıktır. Ki sürekli gezsen bile, o bile bir gün bıktıracaktır. O sebeple, herkesin kendine ait hayatları da olabilmeli, hatta mümkünse, evlenip, ayrı evlerde bile yaşanabilir. Ama bunu kabul edecek bir erkek ve bunu benden başka kabul edecek bir kadın tanımıyorum. Erkeğini doyurup, temizliğini yapacak, aykaşm yatakta orospusu olacak bir kadın olamadım hiç... Olmayacağım da sanıyorum. Benim annem babamda, her haftasonu çadır kampı yapıyorlardı ve dünyanın en çılgın evlilik hayatlarına sahiptiler. Annem bazı haftasonları ben gelmiyorum derdi, evde yalnız kalırdı, babam arkadaşları ile giderdi, annem geceleri arkadaşları ile tek başına çıkardı. İkisi de özgür ve aşıklardı. Sonuç, bir erkek bu özgürlük içinde aldatmayı mutlaka dener ve babam denememiş; denemenin ötesinde, o annemin gelmediği her haftasonu, annemin en yakın arkadaşlarından, komşu kızına kadar hepsini sikmiş. İşin komik yanı, babamın hobisi, fotoğraf çekmek ve bunları fotoğraf çekmiş. Tabi ki bir gece de saf anneme yakalanmış. Annem kimseden şüphe etmez, salak olduğu için değil, kendine güvendiği için. Ve o gece cebinde bir yol parası ile, siktir olup, İstanbula gitti. Sonuç mu? Annem 4 yıl sonra, trilyonlara sahip, filmlerdeki gururlu kadındı:) Ama babama gidip, ben yıllar önce aldattığın o kadın'ım hiç demedi. Çünkü annem çizgiyi o gece çekip, eski defteri çöpe atıp, yeni bir hayata başlamıştı. Babamsa, terk edilmeyi hiç bir zaman kabul edemeyen bir adam olarak kaldı. Sonra annem battı, babam zengin oldu. Babam bu süreçte sikmeye devam etti, annemde sikişmemeye. Erkeklere öyle bir inancını yitirmişti ki, frijit olmuştu. Annem seks yapmayalı, 12 yıl oldu... İşte annem gibi olmamak için, ömürlük ilişki yoktur sonucunu tüm bilinçaltımla çıkardım. Ondandır ki, o psikolog kadın bana dedi ki; sen annenin babanın hayatını yaşayacağım dersen onu yaşarsın, mutlu olacağım dersen de mutlu olursun dedi... İşte o kadar basit değil abla, sen belki ünlü bir oyuncu ile mutlu bir birlikteliğe sahip olabilirsin ama bir gün aldatılacaksın!!! Mutlu olmanın tek yolu, kendinden beklentini yükset tutup, dışarıdan beklentini sıfıra hatta eksiye indirmek... O zaman hayal kırıklığını verecek tek şey, sadece senin kendi başarısızlığın olacağından, kendin başarmak için, bir adım daha ötesini yapıp, daha azimle çalışacaksın... Ondan; kimseye ve hiç bir kavrama bağlanmayacaksın! Ohhh bee, resmen ayların yalnız olamamanın acısı ile, yalnızlığın yazısını yazdım :))

Hiç yorum yok: