Uyuşturucu, alkol kavramlarını şu son dönemde çok fazla sorguluyorum sanırım.
Çevremde garip şeyler, çirkin durumlar, bağımlılar, bağımsızım diyen korkak ama iyi insanlar varken, sanırım buna ben itildim.
Bu akşam anneme bir telefon geldi. Komşunun lisedeki kızı itiraf etmiş, 2 senedir esrar kullanıyor ve bağımlısıymış.
Anne baba ağlamaktan harap olmuşlar. Anlattım onlara, esrara bağımlı olamaz. Olması için sürekli içmesi gerekiyor ve sizin yanınızda her gün en az 15 saat geçirdiğini düşünürsek, buna imkan var mıdır?
Baba diyor ki, ne istiyorsa yaptık, yediği önünde, yemediği arkasında. Bir istedi, 3 aldık. Nasıl olurda bizim kızımız bunu yapar.
Bu yüzden yapar be h. amca dedim. Tam bu yüzden. Sen bu kadar şımarık, hobisiz, amaçsız bir evlat yetiştirirsen, özgürlüğü abartılı boyutlarda yaşatır, sınırları öğretmezsen, olacağı budur işte. Demedi tabi bunları ama üstü kapalı anlattım.
Sonra kendimi hatırladım. 17 yaşındaydım aynı şekilde bende bir süreçten geçtim. Esrar bağımlısı hiç bir zaman olmamıştım, bende oldum sanmıştım. Sonra yaz tatiline girince, unutup gitmiştim.
Hiç içmememin 7. veya 8. ayında, gerizekalı bir kuzenim tarafından, annem ve babama kızınız uyuşturucu bağımlısı cümlesi gitti.
Babamla görüşmüyordum, aylar sonra babamı görmeye gitmiştim. Konuşacaktım, isyan edecektim. Gittim ve gördüm ki, eyvah durum farklı. Babam öğrenmiş, hem de beni bağımlı sanıyor. Babam o gece beni saatlerce dövdü. Kafamı saçlarımdan tutup lavobaya sokuyor, suyu açıp, konuşacaksın diyordu. Tabi ki yaptığı onca fiziksel ve psikolojik işkeceye rağmen itiraf etmedim. Sonunda babamda vaz geçti.
Sabah uyandığımızda babam kullanmadığıma ve kuzenlerimin götünden attığına inanmıştı ve çok pişman olup bana harika bir kahvaltı hazırlamıştı, ki ben babama kahvaltı esnasında 'ben uyuşturucu kullanıyorum' dedim. İntikam almaktı amacım. O kadar işkencenin acısını çıkarmaktı. Babam ayağa kalktı ve eyvah dedim. Muhtmelen öldürecekti beni. Hiç bir şey yapmadı. Kolunu buzlu cama soktu. Film şeridi gibi, kolundan bir parça et koptu, her yer kan ve cam içinde, bağıra bağıra ağlıyor.
1 Saat kadar yanlış hatırlamıyorsam ağladı. Avazı çıktığı kadar bağıra bağıra. Yanına gidemiyordum. Bu sefer ben pişman olmuştum.
Aklından geçenleri hayal edebiliyorum şu an. Şu an hiç pişman değilim yaptığıma. Dövmek nedir abi?
Belki eroin bağımlısıydım, belki kokoin, belki başka birşey. Sen beni sabaha kadar nasıl döversin lan.
Neyse bu kızgınlığı geçiyorum.
Hiç bir zaman düzenli içici olamadım. Olamadım dememin nedeni, kesinlikle sevemememden geliyor elbette.
Yok abicim uyuşturucu kafası, özellikle esrar. Evrendeki en saçma hissi veriyor insana. En azından bana.
O sebeple içmiyorum sadece.
Bunu nasıl göremiyor insanlar bilmiyorum.
Geçenlerde neden uyuşturucu kullanıldığını sorguladım yine.
Çocukluğunu yaşamak için herşey.
Çocukken hissedilen duygular; kayıtsızlık, umarsızlık, saçma sapan şeylerle eğlenmek, olur olmaz şeylere gülmek, dünyanın en saçma şeylerini düşünmek, bulutlardan anlam çıkarmak, deterjanla çıkan baloncuğa büyülenmek.
Sanırım çocukluğunu sonuna kadar yaşayamamış insanlar bu yöne kayıyor diye düşündüm.
Ben evrenin en mutlu çocuğuydum. Çok da özgürdüm. Bir keresinde (geçen de babam anlattı, çok güldüm) bahçemize çırıl çıplak çıkıyorum. Komşularımızi kızz o ne hal, çabuk içeri gir, çabukkkk ayıp be ayıp diye bağırmaya başluyor. Ben şoka girmiş vaziyette baıyorum. Babam çıkıyor hemen bahçeye. Herkesi susturuyor. Sonra bana, toplumu, ne yapılırsa daha iyi olacağını anlatıyor. Bense ayıp ne demek diye soruyorum. Babamın yıllrca cevabı aynı oldu, ayıp diye birşey yok, öğrenmene bile gerek yok.
Ben 9 yaşıma kadar denize çırıp çıplak girdim. 12 yaşıma kadar da üstsüz girdim. Sonra baktım memelerin 70 beden, benimle aynı boyda memeler bükünü giyiyor. O gün de üstümü giydim.
Bunun dışında, çok fazla doğada büyüdüm. Ömrüm motorla haritaya ve saate bile bakmadan, yollara çıkıp, kamplarla geçti. Ormanda, kertenkelerle oynadım, tilkilere yaklaştım, köpeklerle uyudum.
Bunlarda benim doğa aşkımı çok fazla doğallaştırdı. Şu an ise doğayla bütünleşmemi sağlayacak her hangi bir uyuşturucuya ihtiyacım olmadı.
Bir keresinde pazarda bir hayvan satıcısı, dikkat çeksin diye yılanda getirmişti. Kafesinden arada çıkarıp, şov yapıyordu. O gün babama dedim ki, sevebilir miyim babacım. Babam adamla çaktırmadan konuşup, zararsız olduğunu öğrendi ve bana evet dedi.
Yılan üstümde geziyordu, onu öptüm. Millet tabi çığlık çığlığa şoka girdi. Tabi babam yıllar sonra söyledi. Lan ne bileyim senin o gün yılanı öpeceğini.
Neyse sonra akşam babam arkadaşlarıyla buluştu, birileri demiş ki. Abi bugün pazarda bir kız görmüşler, yılanı öpmüş. Öyle bir yayılmış ki, çok komik.
Oyun hayatıma gelirsek de, tek çocuktum. Çok arkadaşım vardı ama kendi kendime harika oyunlar oynardım. Müthiş kurgularım vardı. Çünkü annem o dönemlerde çocuk hikayeleri yazdığı için, bana harika hikayeler anlatırdı. Bu da müthiş bir hayal gücüne sahip olmamı sağladı.
Tüm bunların sonucu da, doya doya yaşanmış bir çocukla uyuşturucunun verdiği yapay etkiyi çocukluğumda kapattığımı gösteriyor.
17 Yaşında yaşadığım özentilik, arada çevremdeki insanlarınkinden laf olsun kullanmalarımı saymıyorum hiç.
Geçenlerde, birileri içiyordu, ben yine içmedim. Sonra bir geyik döndü, ben öyle güldürdüm ki ortamı, ben de ölümüne gülüyordum falan, birileri dedi ki, hani len bana bir bok yapmıyor, kafaasını sevmiyordum diyordun, bak nasıl da eğlendin. Dedim ki yavrum ama ben içmedim. İçtim sanmışlar.
Bu tezmin ne kadar doğru bilmiyorum, ben bir tek buna yorabiliyorum. Çünkü şu an herkesin kullandığını görüyorum ve onlardan tek farkım da bu sanırım. Bende sıradan bir insanım, ben de hepsi gibi süper sorunluyum, bende aynı camiadayım.
O zaman tek mantıklı açıklamamız budur.
Dünde ilginç bir deneyim yaşadım ve yaşattım.
15 yaşındaki kuzenime sarhoş olmayı öğrettim. Bir motorsiklet festivaline götürdüm onu. Herşeyi planlamıştım. Tüm arkadaşları içki içiyordu. Onun da öğrenmesi gerekiyordu, en azından sınırını bilmesi gerekiyordu.
Tüm sınırları tek tek kontrol ederek, önce 1 bira, sonra kafası güzel olmayınca 1 bira daha, sonra da cin içirdim. Tabi saatler aralığında. O kadar kıvamında tuttum ki onu, başı döndüğü andan sonra bir yudum içirmedim. Çok tatlı bir seviyede kaldı ve ona anlattım. Bunun bir tık ötesini görmek istersen içebilirsin ama muhtemelen kusacaksın, ne yaptığını bilemeyeceksin, sabah çok utanacaksın. Sen bilirsin.
Fazlası ile bilinçli olan ufaklık, bana tamam b. abla şu an heryer hareket ediyor, hareketlerimi durduramıyorum ama anladım ne demek istediğini, asla bir yudum daha içmem. Gece sonunda en sevdiği şey, gece denize soktum onu. Bizim korkak kız, hiç korkmadan cort diye girdi. Festival alanında herkes giriyordu denize. Bunda da bikini yoktu. Dedim ki sütyen don gireceksin, ve kesinlikle bir yerlerini kapatmayacaksın. Eğer kapatırsan, insanlar senin bikinisiz girdiğini anlarlar. Tamam dedi, tüm özgüveni ile soyundu ve atladı.
Öyle mutlu oldu ki ,su da uzaıp yıldızları izledik. Bu hayatımın en güzel gecesi diyip duruyordu. Dedim ki bu gecenin ana teması bu duyguyu öğrenmen ama bunun içki ile olmadığını, sadece içki ile daha cesaretli ve umarsız olabildiğini görmeni istiyorum.
Bunu istersen kendin de yapabilirsin ama önce hiç bir şeyden korkmaman gerek.
Çok güzel şeyler öğrendi dün gece. Sabah tüm konuşmalarımızı hatırlıyordu ve teşekkür etti.
Artık arkadaşlarım içerken onlara eşlik ettiğimde nerde durmam gerektiğini çok iyi biliyorum b. abla dedi ve sarıldı.
İşte alkol ve uyuşturucu hikayelerim bunlar.
Aslında başka yazacağım şeylerde var ama sıkıldım yazmaktan.
Zaten buraya kadar da okuyor olamazsınız. :))
öptüm her okuyanı ;)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder