Dün kü kafam güzel yazımdan sonra,tekrar sorguladım kendimi.
Ona ait ne bir telefon, ne bir veri var elimde, sadece Ahmet. Aynı şekilde bende vermedim, sadece bgm .
Giderken gözlerime bakışını hatırlıyorum. Çok mahçup, hayatında yıllardır deli muamelesi yapmadan onu dinleyen birine ilk gecede yaptığı deliliğin kızgınlığı, görüşecek miyiz bir daha derken gözlerindeki olumsuz cevaptan korku.
Evet dedim sadece gülümseyerek.
Dünse gözlerim onu aradı hep. Her geçene baktım o diye.
Rengarenk sırt çantasını gördüğümü hayal ettim.
Ne yapacağım gördüğümde sorusunu sordum durdum. Muhtemelen boynuna sarılacaktım, belki de sokakta sarıldığım tek insan olacaktı.
Sonra yanağına bir öpücük kondurup, nerdesin sen, seni bekliyordum diyecektim.
Sonra bacağına bakıp, kestiği 2 yere bir öpücük konduracaktım.
Çok İlginç gelecek, bu bir aşk değil, bu içimdeki anaçlık.
Ben yardım ettikçe duyuyorum.
Ben yardım ettikçe, kendi yardım edilmesi gereken hastalıklarımı unutuyorum, iteleyebiliyorum.
Çok hastalıklı evet, hatta bu sefer tehlikeli bile.
Bu sefer li, huzurevine gitmeye, sokaktaki çocuğa yiyecek almaya, yolda tezgahını iten amcaya yardım etmeye benzemiyor.
Bu sefer ki, beni öldürebilir veya ben yanlış davrandığım An, kendini kesebilir, hatta intihar edebilir.
Kafayı bana takıp, başka ruh hastalıkları gösterebilir.
Ben ondan sıkılabilirim, bana her bağlanan ve benim yardım ettiğim insandan bir gün sıkıldığım gibi.
O kadar versiyon var ki tehlike için.
Ama biliyorum, tek ihtiyacı olan kendini ve dünyayı sevmek.
Belki de en zoru da odur.
O bir bebek gibi benim için.
Tüm riskler ortada olsa da, her boşta olduğum an onu düşünmeden, ona yardım etme isteğimi durdurmadan edemiyorum.
Ona sarıldığım anı hayal etmeden yapamıyorum.
O bir deli ve ben o deliyi seviyorum!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder