20140811

Deniz Anası!

Gitmeden önce çimlerde son bir kez onunla olmak istedi. Ona bir mektup yazdı. Son anlarıydı içindeki Deniz'le.
Gözlerinden yaşlar akarak son mektubunu yazdı. Oyun parkı vardı tam önünde, onun katili olmadığını düşündü bir an. Doğurduğunu, o parkta onunla oynadığını, gözleri bir kere daha doldu. Yine süzülen yaşları sonunda, hayatı sana terci ediyorum anneciğim dedi ve defteri kapattı.
Yola çıktılar, yorgundu, bitkindi, yaklaştığımız her an daha da acı çekişi artıyordu.
İçeri girdik, alt kata indik. Ruh gibiydi. Diyecek sözü yoktu.
Hemşireye adını soyadını, kimliğini verdi. İşlemler başlamıştı.
Önce muayene dediler. Girdi muayeneye.
Elini tutuyordu eski erkek arkadaşı. Doktor dedi ki, kalbi atıyor görmek iste misiniz?
Evet dediği an, ömründen bir ömürü o an kaybetti. 
Hayatı boyunca yaşadığı en dehşet verici an olduğu o kadar kesindi ki. 
Kalbi daha hızlı çarpıyor, nefes alışı hızlanıyor, yüzü bembeyaz oluyordu. O kalbin atışını gördüğü an ise öldü sandım. 
Öldü ve dirildi. Bebeğinin 1 saat sonra katili olacak bir kadının en acı anı gerçekleşti. Acımasız bir doktormuş evet.
Çıktığında, kursağında kalan göz yaşlarını tuttuğu her halinden belliydi. 
Dışarı çıktı bir sigara yaktı, istemsiz akan gözyaşları öyle çaresizdi ki. Denecek söz, yapacak tek bir şey bile yoktu.
Eski sevgilisi de ölüyordu, titiriyor, korkuyor, üzgünlük gözlerinin akına yerleşmişti. 
Eski sevgilisine çok kızgındı aslında, ona öyl kötü şeyler yapmıştı ki. Akıl almaz, ruh almaz şeyler. 
Kimsenin ona o kadar zararı veremeyeceğini düşünürken, orada anladı ki: en büyük zararı kendi kendisine o kalp atışı ile vermişti.
Eski sevgilisi ona sarıldı, o da sarıldı. Öyle bir andı ki, sadece ağlıyorlar. Öldürecekleri masum canın acısını paylaşıyorlardı. Delirecek kadar acı çıkıyordu sarılmalarında. Nefes kesici bir acı.
Belki 15 dakka sarılarak ağladılar.
Çocuk kızın 10 gündür yaşadığı acıyı ilk kez tadmıştı. Ona o 10 günde yaptığı kötülüklerin acısını şimdi anlıyordu. Öğrendiği andan beri anneliği hisseden bir kadına ve o anneliği kendi elleri ile öldürecek bir canlıya yapılabilecek en kötü şeyleri yapan adam çok pişmandı. Çok kızgındı kendisine, dünyaya...
Ve o an geldi. Verilen ilaçtan sersem gibi olan kız, hiç korkmuyordu o katil olacağı ameliyattan.
Gözünde içinde bir gram korku olmadığı ruhuna yansıyordu.
Sadece acı ve sürekli tekrarladığı, kalbini gördün mü cümlesi vardı aklında. 
O koltuğa oturdu ve hemşire sordu, korkuyor musun?
Hiç dedi, gözlerine oturan acı ile. Hem de hiç ötesi.
Dayanamıyordu ruhu. Ölmeyi istiyordu orada. Katil olacağıma, hem de bebeğimin katili olacağıma öleyim diyordu.
Çıktığında ilk sözü ise, öldü'ydü. Ağlıyor, acı çekiyordu.
Öldürmüştü sonunda. İstediği de bu değil miydi?
Değildi, onu yaşamak istiyordu.
İlk kez yaşadığı annelik duygusunu, sonsuza kadar yaşamak istiyordu.
Onu büyüyünce öldürmekle, 1 gramken kalbi atıyorken öldürme hissinin arasındaki fark neydi diye sorguluyordu.
İnsanlar diyordu, bir daha yaparsın ilerde. Saç mıydı bu, kökü sende cümleleri kurmak! Çok kızmıştı hemşireye bunu söyleyen herkese ama en çok kendisine kızgındı.
Şimdi mi! İyi gibi, belki iyi ama ömür boyu unutamayacağı bir katil hikayesini yaşadı, yaşamak değildi ruhuna kazıdı acısıyla.
Şimdi ise, her gün unuttuğu ama azalmayan acısıyla hayata tekrardan tutunmak için iyileşiyor ve bir gün tekrardan bebeği olduğunu öğrendiğinde ona bakabilmek ve doğurabilmek için, hayatla yeniden mücadelesi başladı...
Her bitiş, yeni bir başlangıç, her başlanngıç yeni bir bitiş!

Hiç yorum yok: