Onu internette izlemiştim, ALS hastalarına yönelik farkındalık kampanyasında. Şu boku çıkan kampanyada.
Tek farkındalık video onundu.
2 Gün onu düşündüm her an. Ne yapmalıyım bilemedim, yazmak istiyordum çekiniyordum.
Korkuyordum, bilmiyordum, yanlış yapmaktan, utanmaktan tedirgindim.
1 Günün sonunda cesaret ettim ve senle tanışmak istiyorum, sen çok özel bir adamsın hissediyorum yazdım tüm cesaretimi toplayarak.
Tabi ki tanışabiliriz ama ben konuşamam, üzgünüm. Bu arada ben özel biri değilim, yazmıştı.
Elim ayağım birbirine karışmıştı. Yazışmak konuşmaktan çok daha iyiydi benim için. Onunla tanışacak cesaretim gerçekte hiç yoktu.
Ona dünyaya bakışımdan evrenden, herşeyden bahsettiğim upuzun bir yazı yazdım.
O da upuzun bir cevap verdi.
15 Yaşında annesinin ölümünü, ona 'anne sen hasta olma, nolur iyileş ben olayım' diye ağlayışlarından, üniversite tercihlerinden. Başarılarından, hayata bakışından ve o güne gelişine kadar herşeyi yazmıştı.
Sonunda öyle bir yazı eklemişti ki. Öleceğim, iyileşmeyeceğimi biliyorum. neden yaşıyorum? sevdiklerim elbet üzülür kahrolur ama çok daha kötü hallerimi görünce daha çok üzülmeyecekler mi? diye bitirmişti.
Amı götü dağıtmak bu cümledeydi.
O bir ALS hastası, belli olmaz ama normal şartlarda en fazla 1 yılı kaldı. Konuşamıyor, yürüyemiyor, gülemiyor, kızamıyor. Gözlerini takip eden web kamerası aracılığı ile mouse kullanıyor, ekran klavyesini kullanarak yazı yazıyor.
Biz artık arkadaşız. Belki de dost olacağız.
2012 Yılındaki fotoğraflarında biz gibi olan fotoğrafları, şimdi ise boğazında borusu ile...
Çok üzüldüm ama böyle olmalı işte.
O güçlü adam artık benim arkdaşım!
Merhaba arkadaşım!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder