20120112

Büyüme Eğrisi

Bazen bulunduğunuz noktadan, yolunuzun 1 adım ilerisini göremezsiniz, her yeri bir sis kaplamıştır, hatta karanlıktır, soğuktur.
O süreçler herkesin hayatında olur, kaygı tüm ruhunuza işler, yaprak gibi savrulduğunuzu düşünür, ne yapacağınızı bilemezsiniz. En çok da kaçırdığınız şanslar beyninizi meşgul etmeye başladığında,  her şeyden medet umma sürecine girersiniz. Eğer umarsanız, zaten beklentiniz genellikle karşılanmaz. Umduğunuz her medet in olumsuz sonucu da, sizi daha da batağa sürükler.
Bu süreç hatalarınızı daha da arttırır, her hatanın sonucu, bir adım daha hasiktir demenize sebep olur.
Ve bir gün bir bakarsınız, dibi bulmuşsunuzdur.
Beklentileriniz sıfırı bulmuş, umudunuz size yaklaşmıyordur.
İşte dibe vuramdan çıkılmayacağından, ağlar zırlar, nefret edersiniz.
Çıkışınızı da, beklentilerinizi minimuma indirdiğiniz de gerçekleşir. Çünkü karşınıza çıkan en ufak bir şey size süpriz olur. Süprizler de zamanla hayata bağlar.
Ve bir sabah uyanırsınız, beklentisiz yaşamınıza bir süpriz girmiştir, o gün kurtulmuşsunuzdur.
Ta ki diğer kaygılı sürece kadar.
Ama o iki dönem arası, mutluluk eğrinizin en yükseldiği süreçtir, en çok ürettiğiniz, en çok faydalı hareketler yaptığınız süreçtir!
İşte hayatın inişli çıkışlı süreçleri bundan başka bir şey değildir. Önemli olan o süreç de hayatınızın sonuna kadar unutulmayacak hatalar yapmamak ve o ürettiğiniz eğrinin yükselme sürecinde de, hayatınızın sonuna kadar unutulmayacak doğrular yapmak.
Bu şekilde de büyür, öğreniriz işte.

4 yorum:

tulkas!? dedi ki...

Genelde dipteyim dendikteni sonra da dusulur ya. Malesef dustukce burasi dipmis dedikce dusulur.

Alice dedi ki...

Bence o sınırlarını bilmemekle ilgili bir durum. Mesela ben, en dibi yıllar önce tattığım için, ona yaklaştığım anlarda eyvah diyorum:)
Ama tabi dibin dibi de vardır, mesela şu an hayatımda bir şeyler yolunda gitmiyor diye üzülürken, bir gün sevdiğim birini kaybettiğimde o dibin dibini de bulabilirim.
Neyse sonuç olarak, dipte, yukarısı da gerekli, bağlanmak için hayata:)

tulkas!? dedi ki...

benim hayata bağlanma derdim yok sanırım ya, ondan belki böyle düşünüyorum hiç bilmiyorum. öyle genel neden keyif alıyosam onu yapıyorum genelde. aklıma little miss sunshine geldi yazıyı okurken, allahım o nası gudubet bi fildim, neyse konu o değil. bi yol hikayesi, belki izlemişsindir bilmiyorum. düştükçe düşen, dipteyiz sandıkça daha da derinlere giden bi ailenin hikayesi. dram seviyosan izlenesi. ben komedi diye izleyip hayattan soğumuştum, aklımda hala yer ettiğine göre iyi filmmiş. izler miyim bi daha, asla =)

Alice dedi ki...

En sevdiğim, en saygı duyduğum insan modeli, bağlanmayan, sallamayan:) Asla öyle olamadım sanırım, olamayacağım da:)

İzlemedim o filmi ama dram pek severim. Zaten sen, 3 idiots dan sonra film seçim mekanizmam olabilirsin, ben ki bi hint filmi izledim ve yarıldım:)) O filmden sonra, öteki filmi ve bu filmide izleyeceğim, bi bitsin şu lanet olası finallerim. Bu arada dram severim de, kemal tuğcu filmleri gibi, acının içe işlediği arabesk filmleri değil:))