20120114

Markofonide tükenen hayatlar, feysbuktan kaybedilen saatler! Üretimsizlikle çürüyen hayatlar!

Bu yazı da, benim bu işe başvurma yazımın bir kısmıydı. Taslak olarak durmaktaydı:) Buyrun!

Kabullenemiyorum, bir etiket edinmek için, benden daha az bilen ve bilmediğini bana öğretmek istemeden, yalnızca ezberleterek, ne bildiğimi değil, ne bilmediğimi ölçerek, bana puan veren sistemi.
Kabullenemiyorum boş iş günlerini.
İşe sabah 8, akşam 5 gidip gelen herkes mutsuz, tatminsiz, çünkü işe gidip 10a kadar markafoniye bakan, öğle yemeğinde ne yesem motivasyonu ile gidilen, akşam a doğru da facebook’ta gezinirken mesai bitsin diye dakikalar sayılan bir iş yerinde yaratıcı olunmaz. Eve gidince, içi kaplayan bir sıkıntı olur, her gün birbirini kovalar ve işte o nokta da tatminsizlik başlar, toplum bana göre tam o nokta da dejenere olmaya başlar. Başka arayışlar içine girer insanlar, başka yönlere kayar ve masumiyet kaybolmaya başlar. Grup seks arayışları, enteresan kavramların, tanımlamaların ortaya çıkışı, başka birinin kafasına basarak bir merdiven üste çıkma sahtekarlıkları, uyuşturucunun yayılışı, televizyon dizileri ile insanların beyninin köreltilişi, istemediği şeylere karşı konulmaz bir kabulleniş, işte bence tam bu sebepten. Üretmemekten, hedefsizlikten.

Peki sırf onlar gibi olmamak için ben ne yapıyorum, Hediyelik eşya, photoshop ile grafik tasarım, çöpteki kağıtlardan masa süsü, enteresan çantalar, çılgın fotoğraflar (çekiyorum), fırında pişen hamurlar ile rengarenk takılar, aklınıza saçma sapan yapılan ne geliyorsa, hepsini yapıyorum işte. . Bunlar benim bu zamana kadar, hayata bağlanmamı sağlayan, üreterek tatmin eden şeylerdi. Hep hediye ettim, çünkü üretme motivasyonumu, insanları mutlu ederek sağladım. Şimdi ise, istemediğim bir bölümde edindiğim etiket ve oradan oraya geçiş yaparak, okul birincisi olarak geldiğim noktada, motivasyonumu yitirdim. Çünkü bu işe devam edersem, demin bahsettiğim insanlarla hayatıma yön vererek, onlar gibi olacağım. 

İşte tam bu sebeplerden, çılgın bir işe başvurdum. Alanımdan, hobilerimden alakasız! Ama kafamı kullanarak üretebileceğim bir alan, o iş yerinde markofoniye, feysbuka yer yok. Orada, bu eleştirdiğim insanların hastanesi var, orada iyileşiyorlar, orada tekrar üreten beyinler haline geliyorlar, orada tekrar mücadele ruhuna erişebiliyorlar.
Eskiden neden insanlar daha mutluydu biliyor musun? Bunun bir sürü sebebi var ama en önemlisi, insanlar eskiden, teknolojisiz hayatta iş gücünü de, beyin gücünü de kendi bileği ile yapıyormuş. Hesap makinasız toplumda, 232çarpı 2512'i eliyle çarpıyormuş. İş makinası çalıştıracağına, kazma kürekle kazıyormuş, yıkıyormuş, otobüse bineceğine yürüyormuş... Bunlar işeyen demir olduğu için, paslandırmaz hareketler. Tekrar bunlara erişmemiz gerek, tekrar üreten toplum olmamız gerek. Hemde dünyanın en tehlikeli silahı olan teknolojinin eteği altında ama silah olarak değil, yardımcı materyal olarak kullanarak...


1 yorum:

tulkas!? dedi ki...

oyvvvvv

metin içinde grup seks geçince yarıldım. ama zaten seksin satan bir şey olduğu da bi gerçek. neden doğan slx vardı mesela neden slx. neyse konu bunla alakalı değildi. bi iş yapıyorken markafoniye girmek veya sürekli facebookta takılmak zorunda değilsin, yeter ki uygun bi işte çalış. ama son video beni benden aldı, abi kişisel gelişime referans vermişin ki sen. baya baya kişisel gelişim o =)