Bir cezaevi, okul yolumun üstünde.
Her gün birileri orada iniyor, birileri oradan biniyor.
Bir gün o birilerinden biri, cezaevinin hemen önündeki otobüs durağının arkasına çömelmiş.
Elinde sigarası, ayağında yumurta topukları, sırtında kollarını geçirmediği ceketi, içinde beyaz gömleği, hemen yanında da eski o filmlerdeki gibi bir valizi.
Tek oradan geçen otobüs benim ki, binmesi gerek, çevrede ne bir ev, ne de bir yerleşim alanı var ceza'nın evinden başka.
O derin derin içiyor sigarasını, belli ciğeri yanıyor.
Belli o gün çıkmış ya da bana öyle geliyor.
Kafası önüne eğik, kara kara düşünüyor. O ceza evi ona bir ceza vermedi, o o anneden babadan doğduğu için, cezalı doğdu...
Nereye gidecekti, kimsesi yoktu belki de...
İnmeli miyim o otobüsten dedim kendi kendime çılgınca.
İnsem ne diyecektim hapisaneden yeni çıkmış adama. Aklımdan çok yoğun geçti, kalbim onu orada yalnız bırakmak istememişti.
Evet saçmaydı, çünkü bize tanımadığın insana yanaşmamayı öğrettiler... Ama bu onun için geçerli değildi! O o an dünyanın en yalnız ve belki de en güçlü insanıydı. Aynı durumda olsam intihar ederdim biliyorum.
Aradan 4 ay geçti belki, o gün ağlamıştım onu gördükten sonra artık sadece gözlerim doluyor ordan her geçişimde.
Umarım doğru yerdesin ceza'nın evinden çıkan, cezalı adam!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder