Nenede babannemin annesiydi. Ki 4-5 gün önce yanında olduğum düşünülürse, şu an kurduğum di'li geçmiş zaman çok garip geliyor.
94 Yaşındaydı, hiç şikayet etmezdi, yaşarken, 2 oğlunun ve 1 torunun ölümüne şahit olmuştu; nene sadece ağlardı. Gözlerindeki acıyı her hangi bir kelimenin ifade edebileceğini sanmıyorum...
Her sabah pencerenin önüne otururdu, sessizce gözlerinden yaşları akar giderdi.
Bizler gittiğinde, bir an gözlerindeki heyecanı ve ışığı görebilirdiniz; fakat 1 dakikayı geçmeden, siz ona nasılsın derken, gözlerinden yaşlar süzülürken, 'iyiyim kızım' derdi.
Çok kez onun fotoğrafını ağlarken çekmek isterdim, dünyaya acının gözlerini göstermek için arzu duyardım, fakat onun acısına kocaman bir saygısızlık olacağından, hiç bir zaman yapamadım.
Geçen hafta gittiğimde, cenin pozisyonunda yatıyordu, beni gördü, fakat bu sefer ki 1 dakikalık gözlerindeki ışık, çok daha kısaydı. Ona bile gücü yoktu. 'Nasılsın neneciğim' dedim, elini sıktım, her zaman damar damar ellerini tutar, gidene kadar bırakmaz, aralarda öperdim, bu sefer elini bile uzatamamıştı. İyiyim b.'üm, hoşgeldin dedi, halbuki uzun zamandır çok ağrısı olduğunu biliyoruz hepimiz. Karnın ağrıyor mu neneciğim dedim, kafasını kaldırdı 'çok ağrıyor kızım' dedi. Asla şikayet etmezdi, yine etmiyordu, hatta sızlanmıyordu bile.
20 TL sıkıştırdım eline, baktı bana, kızım sen büyüdün de bana para mı veriyorsun dedi, zar zor çıkan sesiyle. 'Neneciğim siz büyütünüz bizi, şimdi sıra bizde' dememle, nenemin o ışık gözüne tekrar geldi. Gurur duymuştu kendisiyle, bizler böyle çocuk yetiştirdik, ışığı vardı.
Daha fazla konuşamadık, çok yorulmuştu, öptüm onu.
Son öpüşüm olduğunu bilmem gerekirdi, halbuki beklenen bir şeydi. Bilemedim, tekrar görürüm sandım. İyileşir dedim içimden...
Gariptir ki, ölüm insanın gerçeği olsa da, kabullenilebilinen bir duygu değil.
Artık ağrısı yok, artık ağlamıyor. Belki de gerçekten kavuşmuştur çocuklarına...
Bulgaristan da mağazada çalışırken, öğlen yemeği olarak verilen 1 yumurtayı, benim çocuklarım yumurta yiyemezken, ben de yiyemem diyerek, evine getirip, 1 yumurtayı 7 çocuğuna bölüştüren bir anne, bu gece artık yok ve bir daha da olamayacak.
Ölüm ve Yaşam; ikisi bu kadar birbirine yakınken ve de ömrümün 3 yılında, 7 yakın ölüm görmüşken, hele hele de biri, perşembe günü Bornovada içme planı yapıp, perşembe günü cenazesine gittiğim 34 yaşında kuzenimken, nasıl olacakta, ben her gece sevdiklerimi kaybetme korkusu yaşamayacağım...
Artık duymaktan nefret ettiğim, başın sağolsun cümlesini, daha ne kadar duyacağım!!!
Ve evet ölüm bile olsa bu cümleyi duymak istemiyorum ben!
2 yorum:
Başın sağolsun. Bulgaristan'da bir mağazada... ile başlayan bölümü ise keşke okumasaydım. Çünkü etkileniyorum böyle şeylerden. Gerçekten çok iyi bir anneymiş sanırım.
Teşekkür ederim...
Yorum Gönder