Derken, birbirinden bıkmaya başlıyorsun. Eski dönemlerde ayrılıktı yoktu veya azdı işte tam bu sebepten; telefon yoktu, zırt pırt konuşamazdın, aileler dışarı çok fazla çıkarmazdı, hep bir özlem olurdu, kavuşamamanın verdiği heyecan uzun zaman kalırdı, sevişemezdin, ayıptı, namussuzluktu, sevişmek istesen de gidebileceğin yer olmazdı, sevgilinle tek görüşmek tehlike olduğundan, arkadaşlarınla daha rahat görüşerek, rahat rahat deşarj olabilirdin... Ama bunun sonu da, birbirini tanımadan yapılan evlilik ve evlilik sonunda 'kabullenmesi zorunlu çaresizlik'.
Şimdi önceden tanıyorsun da ne oluyor, bir gün cort diye aslında karşındakini sadece hayallerinin beyaz atlı prensi olarak senin atadığını fark ediyorsun...
Öyle bir ilişki isterdim ki; İstediğimde kendi arkadaşlarımla çıkayım bana güvensin, istediğinde kendi arkadaşları ile çıkabilsin ona güveneyim, sanki kaçar gibi yaşamaktansa, kendime de bol bol zaman ayırabileyim, o da ayırabilsin, hobilerimizi aynı anda da, farklı anlarda da paylaşabilelim, yapabilelim, evime geldiğimde tek başıma film izleme zamanım da olabilsin, hayattan, parasızlıktan korkmadan, savaşabilelim, karşılığında hayallerimiz olsun, onları gerçekleştirelim, birbirimize bildiklerimizi anlatalım, sabahlara kadar internetsiz, televizyonsuz, sadece müzik ile sohbet edebilelim, sohbet edebilme zamanını, birbirimizden ayrı kaldığımız anların bolluğu ile tamamlayalım, sevişmekten sıkıldığımızda, paylaşabilelim, ortak çözüm yolu arayalım, kavga ettiğimizde, yatağımıza gidip uyuyalım, sabah kalkıp sarılarak konuşabilelim ve en önemlisi, ayrı da olsak, birlikte de olsa; her anımızda birbirimizi, sınırsız, sonsuz sevelim...
Ben çok mu yapabilirim bunları, zor... Bu zamana kadar hiç beceremedim ama artık istiyorum işte. Hayat kısa, öleceğim önümüzdeki 50 yıl içinde bir gün ve ölmeden bunları yaşayamazsam, gözlerim açık gidecek ve kendim bile yapabileceğime inanmazken, böyle birini bulmanın ütopyasına inanmak sanırım sadece bir hayal :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder