20111208

seks-sapkınlık-uyuştucu ve sonuçları!

İnsan en veya daha olmaya yaklaştıkça, bozulmaya başlar!
Nasıl mı?
Şöyle, daha güzel olursan, en güzel olursan, tatmin noktan yükselir. Götün kalkar, beklentilerin artar.
En zeki olursa, daha zeki olursa yine tatmin noktan artar.
Bu gelişen teknoloji ve hayatın sınırsızlığının bedeli olarak gelir bana.
Şimdi daha net bir şekilde açıklamak gerekirse, köyün ya da mahallenin en güzelinin, hep bir götü kalkık oluşu, talebin yüksek olmasından, isteyeninin çok çıkmasından kaynaklıdır. Bu kızcağız da, ya beğenmeye beğenmeye evde kalır ya da en yakışıklıyla evlenir.
Peki yeni dönemde nasıl bu durum?
Şimdi ise, bakirelik mantığının yavaş yavaş da olsa kalktığı bu dönemde, güzel bir kızımızın seçimi, kendini ve talepleri tanıdıkça yükselecektir. Herkes için demiyorum ama çoğu kız için, özellikle de özgür büyüyen kızlar için, sonunda, erkeklerden başka canlılarla yatma isteği doğacaktır içinde. Özellikle gay lik, grup seks, biseksuellik, sekste  şiddet tam da bu dönem de doğar. İşte bozulma noktası derim ben buna.
Kızımız veya oğlumuz o noktadan sonra, değişir. Tek gecelik ilişkilerle veya sapkınlık olarak addettiğimiz durumları denemeyi ister.
Çünkü bir erkeğin ona bir ömür yetmeyeceğini, en kötüsü de istediği her erkeği elde edebileceğini bildiği noktaya ulaşmıştır.
Hepimiz bu duruma sapkınlık olarak bakarız, fakat okuduğum kitaptaki adam bakmıyor! Belki de haklıdır, belki de eskiden nasıl navigasyon aletine ihtiyaç yokken, şimdi vibratör üretiliyor... Bu da yeni dönemde ki seks modeli veya seks şeklidir. Ben zaten kimseyi pek yargılamam, özellikle de seçimlerinden dolayı. Ama bir noktadan sonra abartılı davranışlar pek rahatsız ederken, onlara da normal bakmaya, eleştirmemeye çalışacağım.
Çünkü ilerde bu yaşananlar bile normal karşılanacak, belki de ilerde, eş değişimini, psiyatrlar önerecek. Kim bilir...
İlla seksten mi örnek verilebilir bunun için. Hayır...
Hayatta bir noktaya gelen insanların çoğu antidepresan veya uyuşturucu kullanıyor. Çünkü hepsi mutsuz. Evet söyleneni yapmışlar, evet istenilen noktaya gelmişler, o noktadan sonra eee şimdi ne olacak amına koyyim diyorlar. İşe git gel, para kazan,  daha lüks araba al, halı al, pahalı yerlere git, güzel karılar götür... Eeee bunun için mi!
Hayır. İşte bu nokta da into the wild giriyor devreye. Herif istenilen herşeyde en olup, devamını getirmeden, yol arıyor. Çünkü o da biliyor, bir gün antidepresana başlayacak, hayatın içinde kaybolup gidecek.
Ve gidiyor, sonuç mu bu evrenin en güzel sonu, "happiness is real only when shared". Bana göre herifin çözemediği nokta, mutluluğun paylaşılması gerektiğinden de öte, üretebileceği bir noktada olması gerektiği. Tamam istenileni yaptı, Harwardtan mezun oldu ama sıkıntı zaten istemediğini yapması, insan istemediğini yaparsa, üretemez başarılı olamaz. Eğer doğru bir bölümden mezun olabilse veya doğru alanı tercih etmiş olsa, kafasının da çalışıp en ler içinde olduğu da aşikar olduğundan, üreten bir kafaya sahip olup, paylaşmayı da öğrenerek mutlu olabilirdi.
Mesela afrikada öğretmenlik yapabilirdi veya mahallesindeki çöpleri temizleme misyonunu elde ederek mutlu olabilirdi. İşte o noktada hayat amacı olurdu. En olmasının bedelini, cinsel sapkınlık gibi, kendini dağa taşa vurarak tanımlamazdı. Ama işte yine kendi yazdığıma ters düştüğüm noktaya geliyorum, peki yaa yine adamın sonu günümüzün getirilerinden kaynaklanıyorsa. Nasıl mı?
Ya adam ne yaparsa yapsın, bu tüketici toplumda, üretici olamayacağını gördüyse, eğer benim söylediğim yolu seçse de minimum sonuç olarak antidepresanla uyuşturucuyla hayatını devam ettirecekse, maksimum sonuç olarak intihar edecekse...
Buna nasıl bakacağımı bilmiyorum işte. 
İnsanların sekste sınır tanımamaları, mutsuzluğun ve yetersiz hayatın sonucu uyuştucu, antidepresan kullanmaları, intihar etmeleri... vs.
Olması gerekenler veya dönemin zorunlu sonucu mu? Yoksa anormal davranışlar mı?
Sanırım bu sıçtığımın hayatı sadece yaşanarak gösteriyor gerçekleri.
En kötüsü de, yanlış bir tercih yapıp yapmadığından o an emin olsan bile, başka bir yolda çok daha doğru veya çok daha yanlış bir yolu da seçmiş olabilme ihtimalini asla bilemeyecek olmak.
Düşünmek de yetmez buna, çünkü kader denilen şey, senin seçimlerinden oluşan kocaman veya küçücük veya orta boy bir ağaçtır. Ve dalların uzunluğuna da sen karar verirsin.
Not: Ağaçlar üzerine de yazacağım süper bir yazım olacak pek yakında, belki de bugün:))

Hiç yorum yok: