20111225

yaptım! (bu da kendim için yazılan, pek sıkıcı yazılardan,hiç tavsiye etmem:))

Tak diye uyandım, ağzımda iğrenç alkol tadı, 2 bardak suyu bir çözüm olarak gördüm, eylemimi gerçekleştirdim ve tekrar uyumak için döndüm durdum. Ama uyandığımda, aslında sadece fiziksel olarak uyanmamıştım, ondan tekrar uyuyamıyordum. Beynim ben uyurken düşünmüş taşınmış, ne kadar saçmaladığımı, hatta komikleştiğimi fark etmiş ve beyinsel olarak kendime geldiğim vakit, löp diye o korku filmlerindeki gibi açtırmış gözlerimi.
İstediğim ne su, ne de uykuymuş.
Tek istediği beynimin içinde geçen düşünceleri, düşünmem, yorumlamam, değerlendirmemmiş.
Evet değerlendirdim son 1 saattir.
Hata yaptığım noktanın tam üstündeyim. Damar damar üstüne biner, onun tam noktası vardır, bulursun o noktayı, tık tık eder. Onu bulduktan sonra, oraya yapacağın yavaş yavaş masaj, sıcak su orayı açar ve kendiliğinden iyileşir.
İşte ben o damar damarın üstündeyim.
Yapmam gereken şey, annemle babamın bana verdiği o pencereden, evin içine girip, başka bir pencereye giderek, dünyada başka evlerin, hatta başka dünyaların olduğunu da görmek.
Başka dünyaları kabul eden insanlar, işte tam o zaman cimri olan babasına kızmaz...
Kabul ettin mi, sonra ki adım, ben bu dünyadan değilim diyerek, dediğin insana hoşçakal diyip, kendi dünyana geri dönmek.
Babam veya diğer insanlar, hepsi hayatta bana bir sürü şey öğretti, beni ben yaptı.
Ama herkes için bir son kullanma tarihi vardır. O son kullanma tarihinden sonra da içmeye yemeye devam edersen o besin kaynağını, mideni bozar, psikolojini bozar.
Babamın bile son kullanma tarihi var. Ve o çok yaklaşmış gibi geliyor bana.
Aslında tamamen ilişkiyi kesmekten bahsetmedim hiç biri ile, sadece odak noktasından kaldırmak gerek, mesela buzdolabında dursun yine ama arka taraflarda falan.
Ön taraflarda genelde sürekli kullandıkların dursun ve onu zırt pırt görme.
İşte bu kadar basit aslında hayat.
Dünyaları kabullen, kendi dünyana geri dön, buz dolabındaki o nesneyi, geriye bir yerlere at ve kendi dünyandan nesneler gördüğün gibi, onu ön sıralara al...
O zaman sanırım seni kimse üzemez, kimse kıramaz.
Haa hayat tabi ki siyah beyaz değil, neden çünkü duygular var.
Halbuki bu duygularında tek bir nedeni var, insan oturup sağlıklı düşünemezse mantık dışı hareketler yaparak, yanlış tercihlerde bulunur. İşte bunlarda hayatın diğer renkleridir.
Duyguların olduğu sürece de, o buzdolabını siyah beyaza göre yönlendirmen zor olacaktır. Ama yapabilirsin, yapabilirim.
Ve sanırım bu sabah bu saçma uyanıştan sonra, en azından çok net yapmam gereken şeyleri yapacağım, hatta yaptım sanırım, evet yaptım:)

Hiç yorum yok: