20150310

mutluluk sadece paylaşıldığında gerçektir

Bugün bir daha anladım, aslında bilip de konuşmak sindirtiyor.
Dünya çok büyük bir yalnızlık. 
Dostluki evlilik, aşk, iş, müzik, spor hepsi yalnız kalmama çabası.
Into the Wild'ta bir cümle var yaa, 'mutluluk sadece paylaşıldığında gerçektir' öyle doğru ve o kadar yanlış yaşanan bir cümle ki...
Paylaşmak tek bir canlıyla, tek bir objeyle veya bağlanılacak bir şeyle olursa sıkıntı yaratıyor.
Çünkü kaybediyoruz. Ölüm burada bunun en büyük sinyali aslında.
'Ölüm, bak gidiyorlar, her şey gidecek' diyor, dünyanın ana teması bu işte.

Kabullenilmesi gereken nokta, B.'ın yıllar önce bana bilinçsizce ve ne kadar değerli yaptırdığı bir cümle; 'yumurtaları bir sepete koymamak'...
Koyma abi, kırılır, ayağın takılır düşersin, hepsi gider.

Herkesi tanı, herkes yumurtan olsun ama burada da karıştırılan bir şey var. Tanıyorsun da, aslında tanımak için değil, arayış içinde olduğun için bunu yapıyorsun. 
Aşkı, işi, dostu, anneyi, babayı, aslında eksikliğini dolduracak nesneyi arıyorsun.
Bulduğunu sandığında ağlıyorsun, üzülüyorsun...

Bugün bir şey fark ettim, hayatta bir bağımlılığı olmadan yaşan 2 tanıdığım var; babam ve k. 
Nedenini düşündüm. İkisi de o kadar farklı ki, babam bir oyun içinde, kaçıyor deli gibi, K. ise tam bir deli, aslında deli diyip çekilmek burada çok yanlış, anlayamadıklarımıza deli deriz çünkü.
Onda başka bir şey var ve hayatımda tek yardım etme istediği gibi bir duyguyu taşımadığım biri.
Çünkü ihtiyacı yok, o farklı bir gezegende.

İkisi gibi de olmayı istemem ama aramamayı isterim. Eskiye göre, çok daha netim, istemiyorsam, istemiyorum diyebiliyorum ve daha da güzeli, süzgecimden anlık olarak geçirip, gidebiliyorum ama yine de yetmiyor.

Bugün E.'e dedim ki, ofiste kalıyorum çünkü gidecek bir yerim yok. Evim olsa da farklı olmayacaktı.
Bu sefer kendi evime gidecektim ama yine yalnız olacaktım. Önemli olan yalnız olmak değil, yalnız kalabilmek. Dünyanın en yalnız kalmayı seven insanıyım. Asla yalnızlıktan sıkılmam, yazarım, resim yaparım, çizerim, okurum, masturubasyo yaparım, e5'le oynarım.
Ama derler ya, yıllar geçtikçe kendime zaman ayıramıyorum, ayıramıyor değilsin koçum, kendine zaman ayıracak kadar değerli görmüyorsun kendini.
Bu da yalnızlığın en büyük göstergesi ama diyorsun ki, abi kadın evli ya da süper bir sevgilisi var, yalnız değil, beraber yaşıyorlar.

Yalnızlık öyle bir şey değil, milyonlar arasında yalnızlıktır. O adam ya da kadın, sadece onu tanımadığın süreçte, yani ilikinin ilk üç yanında yalnız hissetirmez, beraber keşfedersin, sevişirsin, yeni tatlar denersin, kendine bakarsın, kendini değerli hissedersin ama bir gün gelir, o tanıdğını sandığın kişi o olmadığını anladığında, o zaman aynı evde de yalnızsındır. 

Benim bağım e5 oldu, yetti mi yetmedi. E5'de insadına bağsız bir hayvan. Belki benim enerjimden etkilendi ve benim böyle olmaması gerektiğini biliyordu.
Beni çok izler, gözünü kırpmadan, kendi dilinde çok konuşur, söylenir, çok nadir sevdirir, genelde saldırır, elime koluma, minnet etmez, ben geldiğimde sevinir, ben giderken kapıdan gitme diye kafasını uzatır ama bana bağlı bir kedi değil.
Her kedi gibi belki de, kediler bağlanmaz. Bağlansa da 2 ayda unutur. 
İşte E5 bana inat, bana bağlanmadı.
Bense onu içime soktum, o açığımı kapatmaya çalıştım, yaptım da.
Eve gitmemek için en güzel bahanem, eskiden yolu bahane ederken, şimdi e5'i ediyorum.
Onu çok seviyorum ama onsuz yaşarım.
Herkesiz ama herkesle yaşayabileceğim güne kadar, o benim hayatımda olacak.

Çıkmam gerek, arkadaşlarım bekliyor, alkol alacağız. Az sonra yine o sempatik, çok konuşan, şeker kız olucam. Az kaldı bir gün ben ne istiyorsam o olucam.

Hiç yorum yok: