20120328

11 Yaşında, en sevdiği müzik göbek havaları ve belden aşağısı tutmuyor!

İçeri girdik, biliyorduk bu şekilde manzaralar olduğunu.
Kafası normal bir kafanın, 4 biri küçüklüğünde,
Bacakları belden üstünün 4te biri kısalıkta ve ayakları olmayan,
Konuşamayan, konuşma güçlüğü çeken,
Elleri kolları tutmayan,
Yürüyemeyen, akli dengesi yerinde olmayan... vs onlarca çocuk. Yaşları 7 ile 17 arasında.
Nasıl yapacağım, allahım bana güç ver dedim. Güçlü, sıcak ve içten olmak zorundaydım, biliyordum, onlara acırsam hissedeceklerdi.
Düşündüğüm zorlukta olmadı, çünkü girdiğim gibi, gözlerinde kocaman bir ışıkla, hayat enerjisi ve sıcaklığı ile, ellerini uzatmaya başladılar, bazısı elimi bile sıkmadan direk sarıldı, isimlerini söylediler, bazırlarının kini anlamadım terkar sordum, bazıları söyleyemiyorlardı bile.
Ben , normal olmayan insanlara bakamam,dokunamam, onlardan tiksindiğim için değil, dayanamayacağım için derdim.  O gün aştım.
O gözlerle aştım, bana bakan, ilgi bekleyen, nolur benden iğrenme diyen, dünyanın en içten insanları ile aştım.
Bir perküsyon ekipleri vardı, hepsi çalıyor, hele hele bir Furkan vardı, hocası yeteneğine inanamıyor. Gerçekten, inanamayacağım şekilde çalıyordu. Bana da verdiler bir darbuka, Furkan bana ritmi gösteriyor, ben de onlara o ritmi bozmadan eşlik ediyorum, onlar sıra sıra solo atıyorlar. Her attıkları soloda, tüylerim diken diken oluyor. 1 Saate yakın çaldık, sonunda süper şeker bir çocuk tuttu elimden kaldırdı, dans etmeye başladık. Eğer bir tarza sokmam gerekirse kendimi, rakır kızcağızlar grubuna girereim, ömrümde çıkıp göbek atmışlığım ve bilmişliğim yok. Çıktım herkesin ortasında onlarla göbek attık.  Artık beni arkadaşları sayıyorlardıi,ben de onları tabi ki. Bir çocuk vardı ki, yaşı 16 civarlarında, tüm orda bulunduğum süre boyunca, beni kameraya çekti, beğenmişlerdi beni. Yaşlarımız yakındı ve onlarında duyguları vardı. Allak bullaktım, bir yandan da göbek atıyordum. Alman bir grupta onları ziyarete gelmiş, gördüler sıcaklıklarını, müziklerini, aramızda geçen göbek atma dialoğunu, şaşkın şaşkın bakıyorlar, yüzlerinde kocaman bir hayranlık ifadesi ile. Çünkü orda bulunan 20 insanın gözünde kalbinde olmayan onların içinde ve dışındaydı.
Bir kız çocuğunun yanına oturdum. Ayşenur, ilkokul 4te. Ben ömrü hayatımda, bu kadar gülen bir kız görmedim. Ben hayatımda bu kadar içten bir çocuk tanımadım. Gözlerinden zeka fışkırıyor. Biraz sohbet ettik, sıradan sorular soruyorum, en sevdiğin müzik ne... vs. Cevabı, ben en çok göbek havaları seviyorum, içim kıpır kıpır oluyor, oynamak geliyor içimden, babam bizi arabaya bindirdiğ inde hep açar o havalardan. Dediğinde, hay amına koyyim dedim, gözlerimden yaşlar fışkırıcak duramıyorum, Ayşenurun ayakları, belden üstünün 4te biri, bedeninin üstü de normal bir çocuğun yarısı kadar, boyu da en fazla 50cm ve yürüyemiyor. Kafamı çevirdim, pencereden gökyüzüne baktım, güçlü ol dedim, bir damla gözyaşımı sildim. Ayşenura sımsıkı sarıldım, o da bana. Ylmzdan fotoğraflarımızı çekmesini istedim. Yüzüm sürekli gülüyordu, kalbimse resmen ağlıyordu.
Sanırım ömrümde, kendimi ağlamamak için hiç bu kadar tutmamıştım. Sanırım bu kadar büyük bir gerçekle hiç karşılaşmamıştım.
Ve gitmemiz gerektiği söylendi. Tüm kızlara, benim kimseye vermediğim ve rengarenk bileğimin 20-25 cm kaplayan bilekliklerinden hediye ettim. Hepsine sımsıkı sarıldım, öptüm kocaman kocaman. Erkekler tabi ki sırada bekliyor, onlara da sımsıkı sarıldım. Ki eskiden bakamazken, şimdi yanaklarından sarılarak öpüyordum. Çok zordu, çok gerçekti, çok özeldi.
Ve tek tavsiyem herkese, gidin, gören ve gözlerinizdeki yaşama sevincini tazeleyin...
Onların bu kucağa ihtiyacı var ve sizin o sevgiye ihtiyacınız var!

Hiç yorum yok: