Çok yorgunum,
Çok bitkinim,
Yemek yemeye bile gücümün olmadığı günlerin gelmiş olması, pes mi etsem dedirtiyor.
Hala pes etmemiş olmam sanırım şu an hayatımdaki en olumlu durum.
Resmen hissediyorum, hani portakal sıkarsın, her son gücünü verince, 1 damla daha akar, tamam daha fazla çıkmaz dersin ama her seferinde çıkar ve en sonunda eeeeeeeehhhh der, bırakırsın. İşte bende o son damlalardayım. Bünyem de, psikolojim de iflas edecek pek yakında. Her boktan şey de, işte bu son damla desem de, yine de damla damla da olsa akıyor. Ve ne yazıktır ki, her saniye kötü olaylar silsilesi peşimi bırakmıyor, hayatımın allak bullaklığında oradan oraya savruluyorum. Beynimin içinde sikişen tilkilerle artık aynı masada yemek yiyor, aynı havayı solumaya kadar yakınlaştık.
Sabah kalkıp, evet bugün pazartesi ve yeni portakala geçiyorum diyip, yenilenmeyi öyle isterdim ki...
7 yorum:
Yoo birileri okumuyor değil, baaak ben okudum bile yazını.
Senin içine fena halde karamsarlık kaçmış. Tek sıkımlık portakal olmaman dileğiyle. Daha portakal suyuyla dolacak bir sürü bardak var, kolları sıvamalı.
Bende okudum :))
caktirmasamda okuyorum
Yok yok kapalıydı bloğum, o süreçte kimse okumuyor diye yazamıyordum:))
Yoksa sizin yegane züüper okuyucularım olduğunuzu biliyorum:)
Tek sıkımlık hep beraber portakal olabilmemiz dileğiyle:))
p.s. bu sabah sanırım daha fazla su çıkmaya başladı:))
Sevindimm.
Dimii? Ben de benden mi kaynaklı falan diyordum, sinir de olmadım değil hani o duruma. ehehe.
Sayfanla ve seninle yeni müşerref oluyoruz. Belki de aynı meslekten de sayılırız. Yazılarını beğendim. Rahat okunuyor. Sen yazmana devam et. Kendimizden bir şeyler buluyoruz yazılarında..
Blog Dostluğu
İnsan kendi itibarını düşünüyorsa ağzından çıkan cümlelere dikkat etmek zorundadır. Günlük yazmak gibi blogda da özel sayılabilecek duygu ve düşüncelerinizi yazmak konumunda kalabiliyoruz. Günlük yazmak daha somut oluyor. İsmin cismin ortaya dökülebiliyor. Fakat blog yazmak sanal bir eylemdir. Çünkü rumuzlarla kimlik kullanabiliyoruz. Belki de özel durumların irdelenmesi, farklı kimlik ve kişiliklerden yorum alınmsı, özgürce değerlerin tartışılması ve tartılmsına şahit olabiliyoruz. Adını ve sadını bilmediğimiz, ama yazılarından bir değer olduğu anlaşılan kimliklerin, kişilikleri de aynı zamanda ortaya dökülebiliyor. Bize düşen, iyiniyetli ve gerçekten kulağımıza altın bir küpe olarak takabileceğimiz öğütleri de alabilmiş olmamızdır.
Profösör rumuzuyla burda yazan blogdaş da bir nevi sanal dosttur. Fakat sanal da iyi bir dost olması, reelde kötü bir insan olduğu anlamına gelemez. Zaten buraya yazan blogdaşlar kendinden önce karşısındakini düşünebiliyorsa, karşı taraf bu samimiyeti hissedecektir. Belki de reeldeki arkadaşlardan görmediği iyi niyeti, samimiyeti, yardımlaşmayı, dayanışmayı ve paylşmayı blogdaşlarından görebilecektir. Blog yazarlığı ve blog dostluğu çok önemlidir. Blog yazarlığı ve paylaşımı da önemlidir. Bu bir lütuftur aslında.
Bazen kendini çıkmaz bir sokakta hissedebilirsin, bazen öyle sıkıntılar yaşarsın ki bütün duvarlar üzerine yıkılır. Blog dostluğu seviyeli olduğunda, kendine güven ve huzur gelir. Aşamayacağın ve çözemeyeceğin sorun yoktur aslında. Bütün tılsım buradadır.
Süper yorumlar yaptınız bloğuma, akşam akşam tam bir depresifliğin dibiyle müşerref oluyordum ki, tak diye çıka geldiniz.
İyi ki geldiniz, Hoşgeldiniz.
Blog dostluğu, belki gerçek dostukluktan daha net bile olabilir, çünkü kaybedecek bir şeyin yoktur, fiziksel bir çıkarım da yoktur. Yazdıklarında o yüzden, gerçek hayatta sen olamayan, sendir. En gerçektir, en içindir, kalbindir.
Bu sebeple, sizin gibi biri ile tanışmak beni daha da memnun etti.
Bu hayatta bildiğim en güzel şey, sıkıntılar olur, kötü günler olur ama bir gün hepsi biter, ve diğer gün tekrar olur. Hayat bundan güzeldir, tek sırrı da, tutunabilmek, tutkunu kaybetmemektir.
Bol tutkulu, bol acılı, mutlu, üzüntülü, tatlı yazılar ve hayatlar diliyorum.
Sınavlarım bittiği gibi de, bloğunuzu didik didik ediyorum:)
Hoşçakalın!
Yorum Gönder