İntihar ne diye düşünürken, bugün aklımdan geçen (daha önce de geçmiş ama o çok geçmiş de) cümleler ile hatırladım.
Çaresizlik, kendini anlatamama, çıkış bulamama, labirette kaybolma, sana acı verenlere acı verme hissiyatı, acının kanını ne yaptıysan durduramama, yalnız hissetme duyguları ile gelen anlık bir hareket.
Aklımdan geçmesi ile gerçekleştirmek aynı şey değil elbette. Aklımdan geçti mi, geçti fakat çok hızlı bir formula arabası gibi.
Halbuki orada park etmesi gerekiyordu.
Neden geçti ve gitti. Çünkü yukarıdaki duyguların hepsini yaşıyorum.
Amcamlarla, babannemin bakıcısı ile ettiğim kavgalar aslında bu duyguları hissetmemdeki mini bir başlangıçtı.
Asıl sorun vicdansızlık, asıl sorun empatiden uzak insanlar.
İşin içinde bir hastalık olmasa ve babannem gibi canım kadar sevdiğim insan olmasa; şu an dünyayı gezmek için yola çıkıyor olurdum.
Ne iş, ne hayatım, ne de insanların umrumda olmadığı şu an; konuşacak kimsemin olmayışı, daha doğrusu konuşup da konuştuğuma 'ahh canım'dan başka söyleyecek sözü olan kimsenin olmayışı, bu duyguları hissetmemi sağlıyor.
Mideme bir bıçağı saplamak veya 4. kattan aşağıya özgürlüğe bırakır gibi kendini bırakmak; güzel bir rahatlama hissi verse de, gelecek için, dünya için, babannem için yapacağım iyi şeyler bu hissi durdurmamı sağlıyor.
Evet hiç iyi değilim, hiç hem de!
Ve evet intihar etmeyeceğim tabi ki de!
Ve evet aklımdan geçip gitmesine sebep olan insanlara o kadar kızgınım ki! Çok hemde.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder