20150603

İki Köfte Bir Bekçisiz Kale; Şans

Yağmur yağıyor, ben yine büyüdüğüm evdeyim, babannem kuş gibi bedeni ile hastanede iyi olacağı günü bekliyor, büyükbabamsa her sabah babannemin geleceği günü bekleyerek yatağında ve uyuyor.
Bu gece ki misyonum, büyükbabamın yanında olmak. Uyanırsa, halüsinasyon görürse onu sakinleştirmek, susarsa su vermek.
Yarın bu saatlerde ise İstanbul'da eşya ağırken darmadağın ettiğim odamda uyuyor olacağım. Aklım, ruhum ve kalbim, beni hiç bir karşılık beklemeden büyüten insanların yanında olacak.
Bir karar verdim, bundan 2-3 hafta önce başlattığım oy çalınma operasyonunun sonunu getirmek.
Normalde oyumu verip, dönecekken; şimdi pazar sabaha kadar İstanbul'da okul okul oy çalınıp çalınmadığını kontrol edeceğim. Akp kazandığını duyurduğunda, en azından çocuğumun geleceği için bir şey yaptım diyerek, motoruma binip, beni büyüten insanlara geleceğim.
Babannem daha en az 15 gün hastanede.
Vücudunda hiç bir savaşçı hücresi yok ve olmayacak da 15 gün. Bu süreçte o savaşçı hücrelerin üremesi gerekiyor. Ürerse tedaviye cevap vermiş olacak. Üremezse veya ürerken bir virüs kaparsa da, kısa zamanda ölecek.
Ölümü bu kadar dillendirmekten çok yorulsam da, insan ruhu bir garip, hala inanıyorsun; yaşayacak diyorsun.
Babanneme garip bir şey yapıyorum, diyorum ki; büyükbabam seni çok özlüyor (ki öyle de), iyileşmen gerek çok hızlı. Bir amaç vermeye çalışıyorum, hayata bağlanması için.
Bilmiyorum ne olacağını. Bilmek de istemiyorum şu an.
Tek aklımda olan, dün gittiğimde; 'kızım yemek dağıtıldı, herkese bir köfte düştü, bana iki tane düştü. Çok şanslıyız, sana ayırdım hemen, yoldan geliyorsun yersin diye!'
Çok şanslıyız babanne, haklısın çok şanslıyız.
Bazen böyle işte. Bazen savaşırsın, bazen savaşmak zorunda kalırsın, bazen beyaz bayrak, bazen kırmızı kan...
Büyürsün sonuçta, hangi yaşta olursan ol.
Ölüm kapıdan sızdı, hiç savaşçısı olmayan babannemin kalesinin kapısına dayandı. Kapının bekçisi ben ve amcamlar; her gün bir gün önceye göre daha da iyi birer bekçi oluyoruz.
Bir gün bekçisi olduğum kale ise kafamıza yıkılacağını düşünmeden...

Hiç yorum yok: