20150603

Roman Kızın Biten Romanı

Hemotolojiye girdiğimde bir kalabalık vardı, herkesin yüzü asık ve gergin. Ne olduğunu bilmeden, babannem odasına gidiyordum, önce ellerimi yıkamaya giderken, yolda yerleri temizleyen Süreyya ablayı gördüm, 'öldü kızım, o gencecik kız öldü' dedi.
Daha iki gün önce halasına' nesi var söyledi mi doktorlar bir şey' dedim. Birşey söylemedi bee yaa, bekliyoruz, bugün çok ağladı zaten, doktorlar azcık saçı döküleceğini söylediler' dedi. Kafamı kaldırıp kıza baktım ve gördüm: kemoterapi makinasına bağlanmıştı. Daha 21 yaşında, 3 yaşında çocuğu olan roman bir kızcağızdı. Bebek gibi bir yüzü, hep gülen gözleri vardı.
Tüm ailesi, 17 gündür hastane kapısına kamp kurdular. 2-3 Araba ile gelip, hastane bahçesine halılarını serip, çiğdem yiyerek, çay demleyip, ağlaya ağlaya beklediler kızı. Bilirsin romanlara özel bir ilgim vardır. Onlar bana hep ilginç gelmiştir.
Biraz o yüzden, biraz da destek olmak için; odalarına filtre kahve yapıp giderdim, kız içemezdi, ayak üstü sohbet ederdik. En son dün gece konuşmuştuk.
Ve bugün ölmüştü. Son yediği şey, bizim bakıcının verdiği çaydı...
Çok üzüldüm, hem de çok.

Yaklaşık bir saat sonra babannemden 500 km. uzaklaşmış olacağım.
Onu ona bakan güvensiz bakıcıya emanet ederek çıktım. Bir bebek gibi. Doğurmak için erken derken, bir bebeğim oldu bile.
Benim altımı yüzlerce kere alan kadının ben altını alıyor, besliyor, gözünün içine bakıp benden birşey istemesini bekliyorken; şimdi o kadının iki avucunun içinde bir 4 gün bırakıyorum.
Uçağım kalkıyor, kalbim burada kalıyor.
İstanbuldaki tek hayalim ise, motor kullanmak ve her gece içmek.

Hoşçakal

Hiç yorum yok: