Sade Jezebel!
Beirut Gulag Orkestar!
Olamazdı, nolur gel dedi, gidemezdim. İstemiyordum, istwyemiyordum. Olamaz desem de gel dedi.
Gitmedikçe ben geleyim dedi. İhtiyacı vardı, biliyordum aslında.
Bu öğlen kızgın bir mesaj attı... Başlamayan herşeyi bitirdi. Çok da iyi oldu.
Bu gece 2 saat kadar kilisenin sokağındaki duvarı izledim. Hayatım film şeridi gibi akıyordu o duvarda.
O gelene kadar fark etmemiştim. Popom acıyordu küçücük bir çiçeklikte oturmaktan...
Yine en kötü anımda açtı kollarını. O gelmeseydi, muhtemelen orada sarhoşluğumun son noktasına varıp yürüyemez halde, 22.50deki otobüsüme veya 23.30daki yeni öğrendiğim dolmuşuma gidecektim.
Eve gittiğimde kafam açılacakken, bir rakı koyacaktım.
Bayılana kadar içmişken, o yatağa gömülecektim.
Sonra o gel dedi ve gittim. Arkadaşları vardı, her şeyi vardı.
Öyle güzel konuşuyorlar ki, küçük ve dostluk dolu bir dünyadan gelmişler. Öyle bir dostlukları varki, keşke gelmeseydim dedimmi. Dedim. Çünkü kıskanıyorum.
Bu derece birbirlerini sevenleri, sevmelerini...
Benim babamsa bu gece beni aradı, eve erken mi geleceksin dedi. Yok sanmam dedim, hee erken geleceksen bende gelecektim dedi. O an içim ısındı. Heyecanlandım.
3 saat sonra konuşunca anladım ki, hatun götüreceğini bu sebeple bunu sorduğunu anladım...
B.a dediğim gibi, bir motorum olsa iyi olacağım, o da motora değil, kendinle iyi ol dedi. Öyle haklıydı ki...
Hayat garip, bu gece mutlu değilim, dün mutluydum. Yarın mutlu olacağım, sonraki gün kötü olacağım...
Peki neden??? Ne için...
Çok sarhoşum sanırım ondan ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder