20111108

hakkını helal et

Hiç beklenmedik yerden gelen bir acı, var olan bir acıyı unutturabilir bazen.
Regl olmuşsundur, karnın ağrır, kıvranırsın, mutfağa giderken, tak diye ayağını kapının eşiğine vurur, o regl ağrını unutursun. Hatta ayağın morarır, regl ağrın geçer ama bilirsin ki bu sayede o ayakta geçecektir tez vakitte.
Her acı aşırı olmadığı sürece unutulabilir olmasıdır, insanı sonsuz hayata bağlayan, umudunu kaybettirmeyen...
Her acı da, insanda farklı bir yer alır. Acıların biriktiği yer de, bir evin içindeki pislikler gibidir. Bazısı koltuğun altında birikir, koltuğu çekince gözükür, bazısı sadece telefonun üstündedir, silersin geçer ama kısa zamanda tekrar aynı yerine farklı tozlarla gelir. En kötüsü, temizlemesi en zor yerlerde birikendir, gücün yetmez o koca dolabı çekmeye ve bir gün biri gelir, çeker ve yüzleşirsin tümüyle...
Ölüm ise, eğer uzun bir süreçte gerçekleşirse, o evdeki tüm eşyalar yavaş yavaş taşınır. Ölümün yaklaştığı her an azalır eşyalar, her azalan eşya, yüreğindeki ateşi, vicdan rüzgarı içinde alevlendirir, gerçekleri en derin ucunda hatırlatır. Ondandır 'hakkını helal et'. Etmeyen azdır, etmekte sözle olmaz... Eden kişinin acımasıdır, o 3 kelimeyi söyleten ama ya yapılanlar, ya yaşananlar, bir acımayla silinecek kadar basit midir?!
Asla!

Hiç yorum yok: